02 Mayıs 2020 Cumartesi, 18:15
Mustafa Bilgiç
Mustafa Bilgiç huseyni2006@hotmail.com Tüm Yazılar

Umurumuzda Olmayan Emekçiler!

Dünyayı ayakta tutan emekçiler. Dünyanın yükünü omuzlayan emekçiler… Tarih boyunca sistemler, krallar, sultanlar, devletler, ideolojiler, holdingler, patronlar, ağalar tarafından sömürülen, her devirde sürekli bir halde hak ettikleri maddi ve manevi değerden mahrum kalan emekçiler. Solcu dediğimiz sosyalist kesimler özellikle bu işin edebiyatını ve biraz gürültü çıkarma işlerini çok iyi yapıyorlar, tebrik etmek lazım. Çünkü diğerleri […]

Dünyayı ayakta tutan emekçiler.

Dünyanın yükünü omuzlayan emekçiler…

Tarih boyunca sistemler, krallar, sultanlar, devletler, ideolojiler, holdingler, patronlar, ağalar tarafından sömürülen, her devirde sürekli bir halde hak ettikleri maddi ve manevi değerden mahrum kalan emekçiler.

Solcu dediğimiz sosyalist kesimler özellikle bu işin edebiyatını ve biraz gürültü çıkarma işlerini çok iyi yapıyorlar, tebrik etmek lazım. Çünkü diğerleri bunu da yapmamaktadırlar.

Milliyetçi muhafazakâr kesimler, böyle şeylere pek de iyi gözle bakmazlar zaten. Hak diye meydana çıkanlara anarşist, vatan haini gözüyle bakılabiliyor.

Dindar kesimlere gelince “işçinin alın teri kurumadan hakkını verin” hadisinden başka hak ve adalet fikriyatı anlamında tek bir ekleme/gelişim yapılmamıştır, dersek yeridir. Aslında bu kesimin öyle işçiler, emekçiler, 1 Mayıs gibi gerçekçi bir dertleri de yoktur. Daha çok dua ederek bu işleri halletme eğilimindedirler. Yayınladıkları 1 Mayıs mesajlarına bakarsanız samimiyetsizliklerini fark edeceksiniz, hissedeceksiniz.

Olması gereken, bu ülkede Müslüman işverenler sahici bir örneklikle çığır açabilirlerdi, ama yapmadılar! Hepsi de menfaatlerini öncelediler. Peygamberin hadisini ağızlarında sakız ettikleri halde “ne yapalım sistem böyle” diyerek asgari ücreti reva gördüler.

Hatta durumu daha da kötüleştirdiler, onların dönemindeki aç gözlülük, rüşvet, talan neredeyse hiçbir dönemde yaşanmadı diyebiliriz. Şimdi böyle bir topluluktan işçinin emekçinin hakkını gözetmesi, savunması elbette beklenemez.

Daha ötesi, Müslüman ahaliyi bilinçlendirme gayesiyle yola çıkan tarikatlar, cemaatler, dernekler, vakıflar bu anlamda yolda bir güzel dökülürler. Birçoğu karın tokluğuna adam çalıştırır ve bu durumu da takva/hizmet/cihat olarak tanımlarlar. Son derece lüks şatafat ve rahat içinde hayat süren bir şeyhin, başkanın, abinin derneğinde, dergâhında, vakfında görevli olanların giyim kuşamlarına bakarsanız bunu anlarsınız, yaklaşırsanız açlıktan nefeslerinin koktuğunu da hissedersiniz. Bu zavallı garibanlar çok fazla günahkâr oldukları için zelil bir şekilde sürüne sürüne yaşamaya devam etmelidirler. Onlar böyle yaşadıkça “öbür dünya”da ne büyük mükâfatlar, makamlar kazanacaklar, say say bitmez.

Sözün özü, Müslüman ahali aklını başına almalı, hayatın kendisine eğilmeli. Siz, emekçilerin hakkını teminat altına alacak bir düzen olarak İslam’ı teklif etmezseniz, edemezseniz ahali neylesin sizin içi boş sohbetlerinizi, derslerinizi…

Bin kere peygamberin hayatını tekrar edip dur, bir kez Ebu Cehil’in karşısına dikilmedikten sonra gayrı ahalinin gözünde hiçsin, yoksun, bir anlam ifade etmiyorsun. Akşama kadar abrakadabra yapan ekonomistler, maliyeci, hazineci zevatları karşına alıp bir itiraz, bir reaksiyon, bir varlık gösteremiyorsan senin dinin bize bir şey veremeyecek demektir. Sanki İslam sadece ibadet diniymiş gibi kanadını tırnağını kesip kuşa çevirirsen bu sana bir özgürlük getirmeyecektir. Ahaliye özgürlük getirmeyecek olan bir dine neden rağbet olsun ki, neden ihtiyaç hissedilsin?

Ahali bıktı usandı sohbetlerimizden, artık bir gerçeklik, bir uygulama görmek istiyor. Yardım kolisi filan değil başka şeylerden bahsediyoruz. Hak ve adalet mücadelesi olmaksızın yapılan diğer faaliyetler ahali için umut vadetmeyecektir. Bakın şimdi debelenip duruyoruz da sesimizi duyan yok, peki neden? Aslında ahali bizi her zaman işitiyor fakat kale almıyor, ciddiye almıyor, bize inanmıyor, güvenmiyor, bizde bir kalite göremiyor maalesef. Hakikaten ahali bizim umurumuzda değil, emekçiler umurumuzda değil! Eğer böyle bir derdimiz olsaydı eminiz ki tüm emekçiler, tüm ahali bize dost ve yoldaş olacaklardı. Şimdi ne onlar bizim umurumuzda ne de bizim satmaya çalıştığımız şeyler onların umurunda oluyor.

Mustafa BİLGİÇ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir