24 Mart 2020 Salı, 20:03
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN ahmet@bizimaksaray.com Tüm Yazılar

Testinin İçinde Ne Varsa Dışına O Sızar!

Karanlık bir gecenin orta yerinde korkunç bir kabusu yaşıyor gibiyiz. Adına Covıd-19 denilen ve tüm dünyayı acımasızca sarsan büyük bir buhran ile karşı karşıyayız. Öyle çok şey söyleniyor ki şu yaşadıklarımızla ilgili… Bilgi kirliliği almış başını gidiyor. Kime inanacağız, nasıl davranacağız, ne yapacağız muallakta. Kesin olan bir şey var ki; hiçbir şey artık eskisi gibi […]

Karanlık bir gecenin orta yerinde korkunç bir kabusu yaşıyor gibiyiz.

Adına Covıd-19 denilen ve tüm dünyayı acımasızca sarsan büyük bir buhran ile karşı karşıyayız.

Öyle çok şey söyleniyor ki şu yaşadıklarımızla ilgili… Bilgi kirliliği almış başını gidiyor. Kime inanacağız, nasıl davranacağız, ne yapacağız muallakta.

Kesin olan bir şey var ki; hiçbir şey artık eskisi gibi değil ve olmayacak da.

Kocaman devletler kâğıttan kaplanlar misali savrulup gidiyor.

Ahlaki öğretiler, kültürel birikimler, olgunlaşma kuramları küçücük bir virüs ile yerle bir oldu.

Artık hiç bir şey ve hiç bir yer güvenli değil gibi.

Önceleri de dünya güvenli bir yer değildi biliyorduk bunu ama yaşadığımız bu buhran dönemlerinde acı ve keder herkese eşit mesafede bulaşabilir bir ölçekte konumlanmış. Bunu fark etmek bizi aciz yapıyor.

Arizona kertenkelelerinin cadde ve sokaklarda yaş almış insanları incitme, örseleme görüntüleri yürekleri burkuyor.

Evlerinden dışarı çıkmamaları sıkı sıkıya tembihlenen insanlar, yüzleşince o büyük yalnızlıkları ile bunalıma giriyorlar adeta.

Kavgalar, gürültüler, eksilmiyor hanelerde. Ve korkarım ki kişiler arası çatışmalar daha da artacak.

Nedeni basit. Hiç birimiz alışık değiliz böylesi bir yalnızlığa.

En çok sanal ortamlarda, sosyal paylaşım sitelerinde kendini gösteren beğeni toplama yarışları, bireyin kendini olduğundan farklı gösterme telaşı ve onaylanma hırsı aslında çok yalın bir gerçeği yüzümüze vuruyor.

Biz kendi kendimize katlanamıyoruz. Çünkü sevmiyoruz kendimizi, maskeler inince bir bir yüzlerimizden katlanılmaz oluyor gördüklerimiz. Hoşlanmıyoruz baş başa kaldığımız özümüzden…

Bu yüzden yalvarırcasına; “Beni sevin, beğenin beni, onaylayın…” diye çırpınıp duruyoruz.

Özel bir zaman diliminden geçiyoruz. Adına “Buhran dönemi” diyor kimi sosyal psikologlar.

Arizona kertenkeleleri için mümbit bir zaman dilimi bu. Kendilerini ifade etmenin daha kısa yollarını daha güçlü şeklini bulup daha çok görünür olabiliyorlar.

Eli öpülesi büyüklerimiz her fırsatta yineler dururlardı; “Testinin içerisinde ne varsa, dışına da o sızar.”

Buhran zamanları insanın özünde ne varsa en belirgin şekliyle ortaya çıktığı bir dönem aslında…

Yüreğinden katarak, tüm samimiyetiyle iyilikleri çoğaltanlar, dokundukları her yere ve her şeye içerisinde taşıdığı aydınlıktan bir parça düşürenler, genel anlamda iyiler, iyi niyetliler daha bir iyi olur bu dönemde.

Sözüm ona, iş bitiriciler, o adeta kutsayıp tapındıkları kıvrak ve sinsi zekâlarını her türlü övgünün üstünde tutup çıkarları doğrultusunda yaşayan, bencil olan insanlar, daha bir bencil olurlar bu olağanüstü dönemde.

Affınıza sığınarak derim ki;

Olumsuz olana odaklanmak yerine güzeli görsek, yaşama güzel bir anlam yükleyebilsek, korkuyu ve kaygıyı her geçen gün daha çok büyütmek yerine umuda ve sevgiye sarılsak tüm gücümüzle… Belki daha kolay aşacağız bu badireleri.

Enseyi karartmak için söylemiyorum elbette.

Bundan sonrası öncesinden daha kötü olabilir. Daha zorlu yaşam olayları ile karşılaşabilir, kendi sağlığımızı ve sevdiklerimizi kaybedebiliriz.

Güzel günler gelmese de günleri güzel görmeyi başarabiliriz.

Acılar dinmeyecek belki ama biz sabrı öğreneceğiz, tahammülü, acılarımızı katık ederek ekmeğimize umudu çoğaltmayı öğreneceğiz her birimiz…

Kardeşlik bağlarımızı korumakla kalmayacak, daha bir güçlendireceğiz bu dönemde.

Ellerini tutamadığımız, sımsıkı sarılamadığımız sevdiklerimize yüreklerimizle dokunacak, onları kalbimizle kuşatacağız.

Önümüz aydınlık olmayacak belki ama içimiz aydınlık olacak.

Yüreklerimizden taşan bir dua ile yakaracağız Rabbimize;

“Rabbimiz! Bize katından rahmet gönder ve bize içerisinde bulunduğumuz durumdan bir çıkış yolu göster…” (Kehf Suresi-10)

Amin Ya Rabbim…

Ahmet DUMAN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir