Sorumluluktan Kaçış Yolu Uhrevileşmek!

10 Eylül 2017 Pazar, 16:35

Çağımızın ve tüm zamanların en büyük tehdidi dünyevileşmektir. İnsanlığın kurtuluşu için seçilen peygamberler, gönderilen kitaplar, düşüncenin derinliklerine inen kimi filozofların hikmetli sözleri insanlığı bu tehditten uzaklaştırmayı başarsa da insanoğlunun mal ve servete olan düşkünlüğü yaşanmış olaylardan çıkarılan ibretleri çabuk unutuyor.

Dünyevileşmenin diğer ucu uhrevileşmektir. Dünyevileşme de nasıl ki hayatı sadece bu dünyadan ibaret görmek, cenneti de bu dünyada yaşama hırsı içinde olmak, Allah yokmuş gibi yaşamak ise uhrevileşme tehlikesinde de bunun tam tersi bir sapma söz konusudur.

Uhrevileşme, bu dünyada yaşamıyormuş gibi düşünmek, davranmaktır. Bu dünyada yapılması gereken bir takım görevlerden kaytarmak, sorumluluktan firar eylemek, kendisini aradan çıkartıp tüm işleri Allah’a havale etmektir.

Olumsuz şartlarla mücadele etmek yerine mağlubiyeti kabullenip münzevi bir yaşam biçimini tercih etmektir. İnsanlığın son kurtuluş umudu olan Kur’an, inananları hayatın tam ortasında olmasını ister, her gün her şeye maruz kalan değil bilakis müdahale eden bir yapı kurmalarını emreder.

Ezanla mescitlerde toplanma çağrısı “Hayat iman ve cihattır” sözünden başka bir şey değildir. Uhrevileşmek, dünyevileşmenin tam tersidir. Dünyevileşmenin çözümü uhrevileşmek değildir. Bu iki tehdit “İfrat ve Tefrit” gibidir.

İfrat: Bu hangi konuda olursa olsun (ibadet, günlük hayat, fikirler) o konu üzerinde aşırıya gitmek demektir. Normalden fazla anlamına da gelir.
Tefrit: Tefrit ise ifratın tam tersidir. Normalden az anlamına gelir.

Tarihe bakıldığında Müslümanların kurduğu büyük devletlerde, medeniyetler de ilim zirve yapmıştır, fakat bu sadece İslami ilimler anlamında ele alınan dini kural ve kaidelerin öğretilmesinden ibaret bir ilim değildir. İslam insanı, hayatı, dünyayı ve bütün bir yaşamı ilgilendiren ilim olarak her ne varsa hepsine teşvik eder. Sadece fıkhi ilimlere kapanmak İslami yöntem değildir. Aksine bu uygulama bir kilise metodudur.

Hristiyanlık daha çok uhrevileşme, münzevilik ve ruhbanlığı kendisine yol edinerek sapmıştır. Yahudilikte ise tam tersi söz konusudur, tamamen bu dünyaya yönelik hedeflerin ön plana alındığı bir sapma görülmektedir. Bu dünyada bir seçkinlik, seçilmiş olduklarına dair iddiaları vardır.

İslam’da ise dünya ve ahiret dengesi söz konusudur. Peygamberlerin yaşam pratikleri böyle olmuştur. Sahabede görülen dünyevileşme ve uhrevileşme sapmalarını peygamber eleştirmiş ve doğru olan örneği kendi eylemlerini işaret ederek tarif etmiştir.

Bu gün başta Afrika ülkeleri olmak üzere dünyanın yarısından fazlası açlıktan kırılırken geri kalan kısmında israfın son haddine gelmesi, insanların obezleşmesi söz konusudur. Kendisini ve çocuklarını açlıktan kurtarabilmek için 140 km’lik yolu üç hafta boyunca yürüyerek kampa ulaşmaya çalışan ve bu yolculuk esnasında 6 çocuğundan 4 çocuğunu kaybeden Mabure Quiete’nin son derece yürek yakan yaşamının sorumluları olarak dünyevileşenler kadar uhrevileşenlerde hesap vereceklerdir.

Bu gün Kitabın mücadeleyi emreden yüzlerce ayetini silerek, eğip bükerek yerinde oturanlar, Terör devleti İsraillin yaptığı soykırımları, ABD’nin yapmış olduğu katliamların son bulması için hiç bir duruş sergilemeden el açıp Allah’a havale edenler uhrevileşme sapkınlığına batmış olanlardır.

Mustafa Bilgiç

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.