Sorumlulukları Ertelemek Hüsranı Tercih Etmektir

28 Aralık 2017 Perşembe, 21:37

Varoluş gayesine uygun bir yaşam sürdürebilmek, mücadele ile dolu bir hayatı gerekli kılmaktadır. Mücadeleyi hayatın her alanına yaymak, hayatı mücadele ile tanımlamakla mümkündür. İnsan yaşamı ve toplumların hayatını devam ettirmesi, mücadele ile mümkündür.

Yerel anlamda mücadele geleneğinden yoksun, mücadele adamlarından mahrum bir şehirde/bölgede yaşamaktayız. Gençliğin önünde örnek bir önderlik geleneği bulunmadığı için boş vermişlik ve gelişen hadiselerden bihaber yaşamak bu bölge için artık olağan bir hal almıştır. Emperyalizmin tam olarak hedeflediği de böyle bir toplumdur.

Namazlar kılınacak, ferdi ibadetleri yapmakta herhangi bir sorun sıkıntı görülmeyecek fakat toplumsal sorumluluklar ve devletin gidişatı anlamında hiçbir soru sorulmayacak. Küresel anlamda değerlendirmeler yapılmayacak, düşünülmeyecek, kaygı duyulmayacak, velev ki sorunlardan haberdar olunmuşsa bile bunları halletmesi için Allaha havale edilecek!

Aksaray ortamında İslami bir gelenekten söz edemiyorsak bu bilinçli, şuurlu tüm Müslümanların meselesidir. Meseleyi dert edinmek, bir çıkar yol bulma arayışında olmak, İslam’ın zirvesidir. Herkesin kendi küçük dünyasında memnun ve mutlu bir yaşam sürdürmesi ve bundan rahatsızlık duymaması İslami bir hal ve durumun çok uzağındadır. İslam bir reaksiyon dinidir. Kaygı ve itiraz dinidir, ahlak dini olduğu kadar isyan dinidir.

Namazın hayati özellikleri anlatılırken bunun kimlik ve duruşla olan bağlantısını görmezden gelmek, değinmemek büyük bir eksikliktir. Namaz dinin direği olduğu halde sadece ferdi ibadete indirgemek, cihatla olan bağlantısına ve hazırlığına değinmemek büyük bir eksiklik olmaktadır. Müslümanların vahdetini, birliğini, buluşmalarını gerçekleştiren bir çağrı ve imkân oluşuna değinmemek, namazın tarifi için fazileti için eksik tanımlama olacaktır.

İslami hareketi slogana indirgemek, slogandan ibaret görmek büyük bir hatadır, yanılgıdır. Allah’a teslim olan Müslümanın Kur’an ve sünnete uygun tüm davranışları, hayatı İslami harekettir. Hayatın kendisidir, aslıdır. Hareketsiz bir islam yoktur. Müslüman, eylemleriyle ancak Müslümandır. Namaz bir eylemse ve bu yüce eylem bizde huzuru, birliği ve dirliği sağlayacak yegâne ibadetse dinin direğidir. Şu haliyle toplumsal anlamda namaz, bizim hayatımızda dinin direği olma vasfından çok uzaktadır. Bunu görmeli, bu gidişattan rahatsızlık duymalı ve artık bu sorular üzerine kafa yormalıyız.

Sorularımızı değiştirmeden birçok şeyin değişmeyeceğini görüyoruz. “Namazı bozan şeyler nelerdir?” sürekli aynı soru başlıklarıyla beynimizi işlevsiz hale getirdiğimizin farkında mıyız? Sorular değişecek, sonra cevaplar değişecek. Sonra insan değişecek, toplum kendisine yönelen çağrıyı tüm ruhuyla duyacak, hissedecek ve hareket başlayacak.

Ertelemek hâlihazırda durumun devamına seyirci kalmaktır. Seyirci kalmak ortak olmaktır, felakettir, ziyandır, hüsrandır. Hüsrandan kurtuluş için reçete olarak gönderilen Asr Suresine yeniden dikkat edecek olursak küresel bir ölçek söz konusudur. Tarih, geçmiş kavimler söz konusudur, salih amel ve hakkın safı söz konusudur, sabır/direniş söz konusudur. Bu merhaleler yaşanacak, kurtuluşa erenlerin muhakkak yaşadıkları gibi, bu kavgalar verilecek, fedakârlıklar yapılacak geçmişte yaşayan muvahhitlerin yaptığı fedakârlıklar gibi.

Kurtuluşa ulaştıracak olan yoldaki işaretlerde ertelemek gibi bir güzergâh ve durak yoktur. Peygamberimizin ikazı olan “Erteleyenler helak oldu” hadisi şerifi vardır.

Mustafa Bilgiç

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.