Şehid Seyyid Kutup Kimdir?

28 Ağustos 2017 Pazartesi, 16:40

Âlim, mütefekkir, mücadele ve dava adamı Şehid Seyyid KUTUP.

Seyyid Kutup, 1906 yılında Asyut kasabasına bağlı Kalia köyünde dünyaya geldi. Daha on yaşına gelmeden Kur’an-i Kerim’in tamamını ezberleyerek Hafız oldu. Lise eğitimini Kahire’de bitirir ve üniversiteye “Darul Ulum’a girer. Darul Ulum ‘da dört sene okur, burada Tarih, Coğrafya, Arap edebiyatı, İngilizce, Sosyoloji, Matematik, Fizik, Felsefe ve dini ilimler alanında eğitim alır.

Darul Ulu’mdan mezun olduktan sonra Milli Eğitim Bakanlığında müfettiş olarak görev alır.
Fakat bir yazar olarak görevini daha iyi yapabilmek için görevde fazla kalmayarak istifa eder. Bu sıralarda hemen hemen her konuda kendisini yetiştirmek için okumalar yaptığı görülmüştür

21 Ekim 1946 bu günkü medeniyeti tenkit ederek onun manevi değerlerden soyutlanmış, sadece maddi bir medeniyet olduğunu delillerle açıklıyordu. 1948’in sonlarında ise “İslam’da Sosyal Adalet” kitabini yayımladı. Kutup bu kitabında insanlığın arzu ettiği gerçek sosyal adaletin İslam’da olduğunu ve hakiki adaletin Kur’an’ın gölgesinden başka hiç bir yerde olmadığını açık açık anlatarak hayatın her alanında olduğu gibi edebiyatın dahi İslami ölçülerden kaynaklanması gerektiğini vurguluyordu.

Seyyid Kutub’un Mısır üzerinde oluşturmaya başladığı İslami uyanışın, İngiliz etkisi altındaki yönetimi rahatsız etmesi üzerine ABD’ye gönderildi. ABD’de kaldığı 2 yıl boyunca, Amerika’nın yaşam tarzını, kültürel hayatını ve fikri perspektifini eleştirmiş, ABD’nin hedonist, tüketici ve bireyci yaşantısın, toplumu sürüklediği buhranı analiz etmiştir.

Seyyid Kutub’un ABD’ye gidişi esnasında henüz gemideyken Mısır’a gönderdiği bir yazısında, “Ben diğerleri gibi ABD’ye gidip rahat bir yaşam, güzel bir uyku halinde olmayacağım” sözleri yer almıştı.

Kutub ayrıca yine Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunduğu süre içerisinde, daha önce kaleme almış olduğu edebi makale ve eserleri eleştiriyor, o dönemlerde sahip olduğu seküler edebiyat anlayışından ziyade edebiyatın da kaynak olarak en başta İslam’ı alması gerektiğini söylüyordu.

Mısır’a döndüğünde, kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler teşkilatına katılmıştır. Teşkilatın gazete ve dergilerinden devamlı olarak düşüncelerini aktarmaya çalışırken, teşkilatın genel düşüncesiyle kendi fikirleri arasındaki bazı farklılıklar ortaya çıksa da, Müslüman Kardeşler ile olan ilişkisi devam etti.

Cemal Abdül Nasır’a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi o da tutuklandı. Yargılama sonunda Seyyid Kutub’a on beş yıl ağır hapis cezası verilmiştir. Hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak iki eseri olan, Kur’an tefsiri Fi zilâl-il-Kur’an ve Kutub’un siyasi ve düşünsel görüşlerinin en son ve bütününü ifade eden Yoldaki İşaretleri kaleme almıştır.

1964’te serbest bırakıldıktan sonra, 1965’te tekrar tutuklandı. Bu kez de birçok Müslüman Kardeşler üyesi ile birlikte tutuklanmıştı ve tutuklanma nedeni devlete karşı bir darbe girişimi idi. 21 Ağustos 1966’da hakkında idam cezası verildi. Böylelikle Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966’da idam edildi.

Seyyid Kutub’un tarihe mal olmuş sözlerinden bazıları şöyle;

Mahkeme heyeti onu idama mahkûm ettiğinde Kutub’un ağzından şu sözler dökülmüştü:

“ Eğer Allah kanunu ile mahkûm edilmişsem ben Hakk’ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahkûm olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. Allah’a şükürler olsun ki on beş sene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım. Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır.

Kutub’un 21. yüzyıla da ışık tutabilecek bir başka sözü de; “Amerika’dan nefret ediyorum ama Amerika’nın vicdanına sığınan Müslümanlardan daha çok nefret ediyorum “dur.

Yazdığı eserler ve zulme karşı olan direnişçi pratiğiyle yeryüzünde birçok İslami harekete ilham kaynağı olan Kutub, radikalliği tasvip etmediğini ve Müslüman gençlerin itidalli olmaları gerektiği yönünde uyarıları mevcuttur.

En büyük çalışması olan Kur’an tefsiri Fi zilâl-il-Kur’an’ın bu güne kadar en çok basımı yapılan ve okunan tefsir olduğu kabul edilmiştir

.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.