Özgürlükçü Peygamberin Zindan Sever Ümmeti!

17 Ekim 2017 Salı, 17:02

İnsanımızı özgürleştirme adına projeler geliştirmiyoruz. Bir mahkûmiyetten başka bir mahkûmiyetlik haline geçişlerle tatmin oluyoruz. Başkalarının hayatımıza dayattığı kültürle var olmaya çalışıyoruz. Proje mahiyetinde olup bizi bitirecek olan ne varsa kitleler halinde ona rağbet ediyoruz.

İnsan özgür doğmuştur. Zamanla çevresinin etkisi ve yönlendirmesiyle ölünceye kadar boynunda taşıyacağı mahkûmiyet zincirine bürünmüştür. Gelecek kaygısı, konfor ve modernitenin mahkûmu olarak hangi geleceği tercih ettiğimizin farkında değiliz.

Tarih boyunca yaşadığımız en büyük kayıp, “hafıza kaybıdır.” Hâlihazırda sahip olduğumuz düşünceler, her geçen gün biraz daha aşağılara düşmemize sebep oluyor. Ulus devlet refleksini benimsediğimiz an İslami düşünceden çıkmış oluyoruz. Ulus devlet düşüncesini benimsemediğinizi ifade etseniz bile tepkisel tavırlarınız tepeden tırnağa sınırcı, ulusçu ideolojiye sahip olduğunuzu ele veriyor. Ulus devlet anlayışı Müslüman toplum için mahkûmiyettir.

Ümmet olma düşüncesi, bundan yüz yıl önce emperyalistler tarafından çizilmiş olan sınırları tanımamakla,bu yapay ve sanal sınırlara isyan ve itiraz tavrını sergilemekle başlar.

Bugün bilerek veya bilmeyerek ulus devlet saplantısına çakılıp kalmış olan muhafazakâr çevrelerimiz, zihinsel intiharları gerçekleştirdiklerinin farkında değiller. İçi boş günübirlik tepkiselliklerin geleceğimizi yok etmesine izin vermemeliyiz.

Peygamber, Mekke döneminde ve yaşadığı yirmi üç yıllık nübüvvet süresinde her gün putperestlikle nasıl mücadele verdiyse, bugün de İslam’ı kabul eden gençlerin aynı pratiği gerçekleştirmeleri gerekir. Evet, Müslüman bir toplumda yaşıyoruz fakat bu toplumda topyekûn putperestlik çağında yaşadığımız gerçeğini görmek zorundayız.

Putların kılık değiştirmesi, modern kamuflajlara bürünmesi tevhid mücadelesinden vazgeçmemizi gerektiren bir durum değildir.

15 Temmuz’dan sonra bize bir haller oldu! Tankların karşısında “Allah Ekber” duruşu buhar olup uçuruldu! Şimdi milliyetçilik/ulusçuluk/bencillik, putperestlik ve mahkûmiyet zamanı…

Zorda kalınca “Allah Ekber!” zorluk geçince “Demokrasi-Ekber” öyle mi!?

Karanlıkta çakılıp kalan, küçük bir ışık parıltısıyla yeniden yürümeye devam eden bir kayboluş halini yaşıyoruz.

Yolunu kaybetmiş olan insanlığı kurtuluşa götüren yönü işaret etmek yol sahibi olmakla başlar. Ümmete yol olmak Müslüman kavramının tam karşılığıdır.

Enteresan olaylara şahitlik ediyoruz. Bize bir haller olmuş! Aksaray’da bir cezaevi açılışı yapılıyor ve yöneticisi, yönetileni cümle zevat şen oluyor. (Allah’ım aklımızı koru) İnsan merak ediyor; okunmuş cezaevi filan olabilir mi? Mesela o cezaevine girenlerin sınavlarda yüksek başarı elde etmeleri, çocuğu olmayanların çocuk sahibi olmaları, üzerine büyü yapılmışların büyülerini boşa çıkarması ve yetmiş derde deva bir şifahane filan mı?

Ya da şöyle bir şey “Herkese Lazım Olan Cezaevi- Fâideli Cezaevi- Bir Cezaevi Casusunun İtirafları- Tam Cezaevi.”

Cezaevi, zindan, hapishane, hücre denilince aklımıza gelenler, “Dağları oyup zindan etseler” veya “zindanlar durağım olsa ne olur- Zindan gülistandır bize- Yusufiler… Vesaire” Şimdi soruyoruz kardeşler, şeriat geldi de bizim haberimiz mi yok, şeriatın inşa edildiği bir beldede zindanlar inşa edilir mi? Cevap ver “Henry sen neden buradasın?”Zihinsel çarpılmanın fotoğrafını görmekteyiz.

Şimdi kapitalizm zamanı! Cezaevinin yapıldığı Konya yolu çevresinde arsalar altın değerine ulaşacakmış, cezaevinde yüzlerce kişi çalışacak, binlerce kişi istihdam edilecek, yeni bir ilçe bile olabilirmiş! Sen neymişsin be mahkûmiyet!

Bir manşet atın, “Özgürlükçü peygamberin zindan sever ümmeti!” Nereden nereye geldik.

Şimdi yeni bir kuşağın doğum sancısını yaşar gibiyiz. Gelecek olan özgürlükçü, put kırıcı, Müslüman gençliğe selam olsun.

 

Mustafa Bilgiç

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.