24 Mart 2020 Salı, 13:54
Editör
Editör yazar@bizimaksaray.com Tüm Yazılar

Öğretilere Kulak Verme Vakti

Musibetlerin yağmur olup üzerimize yağdığı bir yılın içerisindeyiz. Birini atlatmanın mutluluğunu yaşarken yeni bir musibete düçar oluyoruz. Ardı arkası kesilmiyor. Ve yeni bir musibetle karşı karşıyayız. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve sayıları on binleri aşan, ölümlere sebep olan bir musibet… Bilimin ve teknolojinin karşısında aciz kaldığı bir musibet; corona. Başımıza gelen onca musibetten, corona’ […]

Musibetlerin yağmur olup üzerimize yağdığı bir yılın içerisindeyiz. Birini atlatmanın mutluluğunu yaşarken yeni bir musibete düçar oluyoruz. Ardı arkası kesilmiyor. Ve yeni bir musibetle karşı karşıyayız. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve sayıları on binleri aşan, ölümlere sebep olan bir musibet… Bilimin ve teknolojinin karşısında aciz kaldığı bir musibet; corona.

Başımıza gelen onca musibetten, corona’ dan daha kötü bir hastalıkla karşı karşıyayız.  Başımıza gelen musibetlerde suçu başkalarına atma kolaycılığına kaçma hastalığı.

Öyle bir hastalık ki musibetlerle karşı karşıya gelir gelmez suçu ya Allah’a, ya kullarına, ya da yarattıklarına atıyoruz. Nefsimizi temize çıkarıyoruz.

Doğu Türkistanlı kardeşlerimize zulmeden Çin’i suçluyoruz başımıza gelen corona musibetinin misebbibi diyerek, ancak o mazlumlara sahip çıkamayan nefislerimizi suçsuz ilan ediyoruz.

İslam Coğrafyasını talan eden, bacılarımızın ırzına geçen, çocukları boylarından büyük silahlarla, füzelerle, uçaklarla katleden Amerika’yı, İsrail’i, Rusya’yı ve düşmanlıklarında ittifak eden diğer emperyalistleri suçladık, Allah’ın sabrına sığındık, bunca zulme, tuğyana karşı elimizle, dilimizle karşı çıkmadık, nefislerimizi temize çıkardık.

Öğrenemedik bir türlü en büyük öğreticinin öğretilerini. Mihail Nuayme Arkaş Günlüğü’nde veciz cümlelerle der ki: “Bu dünyada takva sahibi olduklarını iddia edip, başlarına bir musibet geldiğinde ‘o, Allah’ın bir sınamasıdır.’ diyenler de var. Oysa bütün insanlar gibi onlar da Allah’ın sınamacı değil de öğretici olduğunu unutmuşlardır. O, ancak sınamanın neticesini bilmeyenleri sınar. “

Başımıza gelen musibetlerde ‘başkaları için değil’,  öncelikle kendimiz için almamamız gereken öğretiler, ibretler ve dersler mevcuttur.

En büyük öğretmen’den aldığı dersi Üstad Bediüzzaman şöyle ifade eder: “Ben her ne zaman insanları irşat etmeyi, onlara iman ve Kur’an hakikatlerini ders vermeyi bırakmayı ve yalnız kendi şahsımı kurtarmak için şahsî ibadetlerime yoğunlaşmayı düşündüğümde, Allah tarafından bir şefkat tokadını yedim…”

Üstad başına gelen musibetle, şefkat tokadıyla öğretmenlerin öğretmeninden, en yücesinden, dersini almış, ben diyerek, şahsım diyerek, hatayı kendinde bulmuş, öğreticisine teslim olup, hür olmuştur.musibette mevcut olan öğretileri, ibretleri, desleri almıştır.

Nisa Suresinin 79.Ayetinde Yüce Öğreticimiz: “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise senin kendi nefsindendir.” Diye buyuruyor.

Başkasının değil kendi nefsindedir fenalık diyor Rabbimiz, bizler için.

Allah’ın rahmetine bakan yönüyle musibetler bizler için büyük lütuflardır. Yanı başımızda, dört bir yanımızda bihaber olduğumuz, kaybettiğimiz duyguları her gün, her an yaşayan kardeşlerimiz var. Allah’ın lütfu olan adaletiyle kaybettiğimiz o duyguları hatırlamamıza yardımcı oluyor musibetler. Acının, hüznün, acizliğin, empati’nin, huzursuzluğun ne olduğunu hatırlıyoruz. Değer verdiklerimizi kaybetmeyi, kaybedilme ihtimalimizi hatırlıyoruz.

Musibetlerle öğreniyoruz En Büyük Öğretmenden öğretilerini. 

*

Sağlıcakla kalın.

Mehmet Ata BOZKURT

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir