Nikâh Tartışmalarıyla Savrulmak!

26 Ekim 2017 Perşembe, 15:11

Dünya nereye gidiyor sorusundan daha önemlisi Türkiye Müslümanları nereye gidiyor? Bir nikâh tartışması üzerinden kopan kıyamet sonrasında muradımıza erdik mi? Parçalarla uğraşma hastalığı bize bulaştığından beri bir türlü kendimize gelemiyoruz.

Bütünden daha fazla savunduğumuz, daha fazla tatmin olduğumuz kutsal parçalar! Müslümanların laik devletten istekleri bir türlü bitmiyor. Başörtüsü, imam hatipler ve son olarak nikâhı müftülerin kıyması isteği.

Başörtüsü serbest olunca çok acayip haller oldu bize, sonra her yere imam hatip okulları açtık fakat bu açılımın da, ha varlığı ha yokluğu misali, nitelikten eser kalmadı, ruh kalmadı. Şimdi de Müftülerin nikâh kıyma tartışmalarını yaşadık. Devlet izin verdi, isteyenler seçilmiş belediye başkanı tarafından nikâh kıydıracaklar, isteyenler de atanmış olan müftü efendilere nikâh kıydıracaklar.

Biz nikâh tartışmalarıyla reyting yapmaya devam edelim, ortada aile diye bir şey kaldı mı? Bu neden umurumuzda değil! Eskinin sapa sağlam, sarsılmaz yuvaları kurulurken kime kıydırıyorlardı nikâhı? Nikâhta keramet vardır derler ama nikâhı kim kıyarsa keramet kalkar, bunlar bildirilmiş midir?

Aşkla şevkle her şeyin içini boşaltacaksak serbest olmasının anlamı nedir ki acep? Yasaklamak laik devlete aitse bozmak, içini boşaltmak kime ait oluyor, bunun cevabı vicdanlarımızı rahatsız edecek mi?

Türkiye Müslümanları neden İslam’ı topyekûn talep edemiyorlar? Özgüven eksikliğimi diyelim?

Evlilik müessesesi çatırdarken müftünün nikâh kıyması gerçekten öncelikli, ehemmiyetli bir talep midir? “Belediye başkanıyla müftü arasında 7 benzerliği kim bulacak” yarışması düzenlemeli miyiz? Benim seçtiğim belediye başkanı ve dahlimin olmadığı atanmış müftü efendi arasında bir tercih yapmak neyi çözecek? Müftüyü tercih etmek için “4444 mübarek sebep” kitabını basmalı mıyız? Dünyevileşen müftünün kıyacağı mübarek nikahın keramet getirilerini düşünmeli miyiz?

a) Müftüler belediye başkanlarından daha çok konuşuyorlar.

b) Müftüler daha çok yemek yiyorlar

c) Laik devlet tarafından atanan Müftüler, Müslüman toplumun seçtiği belediye başkanından daha dindarlar, daha çok namaz kılıyorlar, daha az maaşla ve canla başla çalışıyorlar.

Ne oldu kardeşler, biz dünyevileşirken laik devleti bile sollamış olmayalım!

“Biz nereye gidiyoruz?” Sorusundan daha önemli daha acil hiçbir şeye ihtiyacımız olmamıştı.

Kısır tartışmalar, hiçbir değişikliğe sebep olmayacak içi boş dışı kof, her şeyi sıradanlaştıran yeni tür Müslümanlık artık cana tak etti. Bunun bedeli çok ağır olacaktır, toplum olarak bu bedeli beraber ödeyeceğiz bu gerçek bir hakikattir. Buna sebep olanlar, alet olanlar, beyin bedava diye hor kullananlara yine bir şey olmayacak, emin olun.

Hormonlanmış dindarlığın revaçta olduğu bu dönemde kendi ellerimizle neleri yok ettik, hangi kesimleri katlettik? İslam, hayat olmasına rağmen biz kimlerin hayatını zehir ettik, dünyayı dar ettik! Biz Müslümanız fakat eylemlerimiz, şahitlerimiz bu konuda ne diyecekler, bunu düşünmüyoruz.

Tüm korkuların üzerinde olan kaybetme korkumuz şimdilerde bizi biz yapan tek etken gibi duruyor.

Müslüman duruşu anlamında bu günlerimiz hiç te iyi günler değil, ümit var olmak mümkün olmuyor. Çünkü tedbirsizlik sonucunda gerçekleşen hadiseler kader değildir, bilakis kendi ihmalkarlıklarımızın faturasıdır, vesselam.

Mustafa Bilgiç

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.