Kudüs

07 Aralık 2017 Perşembe, 12:21

Kudüs peygamberler şehri, Kudüs sevda şehri, Kudüs ecdadın emaneti…

Çevresi mübarek kılınmış olan Kudüs için ne kadar güzel sözler söylesek, ne kadar övgüler dile getirsek azdır. Buna ne gücümüz yeter ne de vaktimiz.

Yeryüzünün Emperyalist, Siyonist egemenleri uzun vadeli, kısa vadeli ne kadar planları, programları varsa bir bir işletiyorlar. Şuurlu Müslümanlar, bilinçli gençler oynanan oyunları takip etme, irdeleme, ifşa etme yolundaki gayretleri takdir edilmelidir.

Emperyalistlerin her türlü oyun, tuzak ve işgallerine karşı, işledikleri cinayet ve zulümlerine karşı tepki göstermeyi İslami bir sorumluluk ve zorunluluk olarak gören, rahatsızlığını vicdanlarının derinliğinde hissedip tepkisiz kalmaktansa ölmeyi tercih eden Müslüman gençliği de tebrik etmek gerekir, onlara destek vermek gerekir.

Hiçbir şey yapılamıyorsa bu gençleri motive etmek gerekir, dua etmek gerekir, “Allah sayılarınızı ve aşkınızı arttırsın” demeli ki bu heyecan, bu enerji tükenmesin devam etsin ta ki Kudüs sevdası tüm şehri sarana dek.

Bunu da yapamayanlar, bunu dahi gençlere çok görenler veya az görenler ve hiçbir hareket, heyecan görmek istemeyenler gitsinler bir gölgelikte otursunlar, Allah rızası için! Otursunlar ki ayaklara bağ, heyecanlara buz, harekete barikat olmasınlar.

Kudüs ümmetin imanıdır, kırmızı çizgisidir, namusudur, geçmişidir, geleceğidir, aşkıdır. Kudüs bizim her şeyimizdir. Kudüs’e uzanan eller her şeyimize uzanmıştır!

Hal ve hakikat bu iken, “sloganla bu işler düzelmez, sloganla İsrail durdurulamaz, sloganlarla Amerika durdurulamaz, kendinizi rahatlatmak için ancak slogan atıyorsunuz” diyen abiler, hocalar, kardeşler. Siz bunu da yapamıyorsunuz, peki bu çürümüşlüğünüz için neler söyleyeceksiniz? O kadar rahatsınız ki, bu rahatlığınızla İsrail veya Amerika nasıl duracak bunu da anlayan olamadı henüz. Bir slogan atacak gücünüz, heyecanınız bile kalmamışken ümmete derman olma ümidini taşıyan herkesten uzak durun lütfen.

Modernite’nin gençlik üzerinden yürütüldüğü bir zamanda yaşamaktayız. Böyle bir gerçeği görememek için beş duyu organı ve akıldan mahrum olmak gerekir. 2017 yılında bir genç kafeteryalarda oturmak yerine meydana çıkıp Kudüs davasını savunuyorsa o gençteki duyguyu, coşkuyu, sorumluluğu tebrik etmek yerine, “bunlarla bir yerlere varılamaz” demek yaşayan ölü olmanın açık alameti değildir de nedir?

Emperyalizme ve Siyonizm’e karşı tepki göstermek diri olmanın alametidir. “Bu tepkilerle, sloganlarla bir yere varılamaz, Amerika da durdurulamaz” görüşünde olanlar ise hareket enfeksiyonuna maruz kalmış takatsiz adamlardır.

Elimizde heyecanını kaybetmemiş bir avuç genç kalmışken, bu tükenmişlik laflarınızın ne büyük ziyan olduğunu fark etmelisiniz. Hakkın safında yer alma adına saf tutan gençlerin yaptığını faydasız bir iş olarak görmek dahi hüsran halidir, yapmayın!

Slogan atılacak zamanda eğitimi dayatırsan bu komiklik olur, zillet olur. Her şey yerinde ve zamanında yapılmalıdır.

Mustafa Bilgiç

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.