17 Mart 2020 Salı, 14:21
Mustafa Bilgiç
Mustafa Bilgiç huseyni2006@hotmail.com Tüm Yazılar

Korkumuz Ölüm Değil Yok Olmaktır!

Ölmekten değil yitip gitmekten korkuyoruz. Şu âlemde bir dikili ağacı olmadan ortadan kaybolup gitmekten korkar insanoğlu. Kendisinden sonra da kalmaya devam edecek olan dikili bir ağaç veya bir iz, bir söz, bir belirti bırakabilmektir bütün meselesi. Ağaç dikenler, dikili ağacı olanlar her durumu vakur bir edayla karşılamışlardır. Hatta idama giderken bile vakurdurlar, rahattırlar, yüzlerinde bir […]

Ölmekten değil yitip gitmekten korkuyoruz. Şu âlemde bir dikili ağacı olmadan ortadan kaybolup gitmekten korkar insanoğlu. Kendisinden sonra da kalmaya devam edecek olan dikili bir ağaç veya bir iz, bir söz, bir belirti bırakabilmektir bütün meselesi.

Ağaç dikenler, dikili ağacı olanlar her durumu vakur bir edayla karşılamışlardır. Hatta idama giderken bile vakurdurlar, rahattırlar, yüzlerinde bir endişe ve korku göremezsiniz. Çünkü ağaç dikmişlerdir, bulundukları yerde bir adları kalmıştır geriye, gidecekleri yeri de önceden hazır etmişlerdir. Bilirler ki uçsuz bucaksız yakıcı bir çölde terkedilmeyecek bir başka yokluk girdabında yok olmayacaklardır.

Bugün bir dikili ağacımızın olmayışının sebepleri nelerdir? Neden bir dikili ağacımız olmadan yitip gitmek durumunda kalıyoruz? Belki de aşamadığımız en büyük engel biziz!

Bir tuşla ağaç dikme eylemini başaramıyoruz. Ama bir tuşla bir ormanı ateşe verebiliyoruz. Tuşlarla ağaçları yakma, yok etme eylemini bize kim öğretti? Bunun bir eğitimini mi aldık? Hayır! Ama bu eylemi gerçekleştirebiliyoruz. Bir tuşla ağaç dikme eylemini gerçekleştirebilmek için eğitimi bahane edebiliyoruz, eğitim almayı bekleyebiliyoruz. Bu durumda samimiyetten bahsedebilir miyiz, bilemiyorum.

Kötülüğün bir okulu/ekolü yoktur fakat her yerde kendisine ortam bulabilmekte ve yeni ortamlar kurabilmektedir.

Ölüm bir tercih meselesi değildir. İnsanlık sürekli ölüm standartları üzerinde kafa yoruyor, bu sürekli kayıp anlamına geliyor. Diğer taraftan süper güçler iki yüzyıldır yok etme hırslarına şimdi yazılım teknolojisini de geliştirmiş ve artık yeni bir dönem başlamıştır. Tüm insanlık için ne büyük bir kayıptır ki, ezelde zaten ölümlü olan, ölecek olanı öldürme planları, projeleri, teknolojileriyle zamanı öldürmek! En büyük kayıp ve gerçek bir yok oluştur.

Şimdi bir tuşla dirilişi gerçekleştirecek bir akıl, bir akım lazım!

Hiç gerçekçi gelmiyor değil mi? Gelmez tabi!

Tuşların ruhu, samimiyeti yoktur kardeşim.

Tuşlar zamanın silahı olabilirler fakat zamanın felahı olacaklarına ihtimal vermiyorum. Tuşlar ancak zamanın refahı olabilirler, bundan daha fazla ileri gidileceğini sanmıyorum.

Tuşlarla gölgesinde oturup ferahlayabileceğimiz bir ağaç dikemeyeceğiz.

“Cennet kılıçların gölgesi altındadır.”(Hadis) Modern insan cenneti tuşların gölgesi altında bulmaya çalışacaktır belki, arasın, nasıl olsa aramakla bulunamayacaktır. Yorgun bir şekilde geri dönecektir yurduna.

Şimdi bir akıl arıyoruz, çağın kargaşasını kurutacak!

Bir çağrı bekliyoruz tüm ölümü öldürüp insanı yeniden bâki kılacak!

Yüreklerimizi derin tınısıyla titretecek ve bedenlerimize güç, ruhlarımıza hayat verecek.

Yolumuzu aydınlatacak, idrakimizi açacak.

Bizi, baki kılacak olan ağacı dikme eylemine sevk edecek bir irade arıyoruz. Bulacağız elbette çünkü bir arayış halindeyiz.

Mustafa BİLGİÇ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir