20 Ocak 2020 Pazartesi, 12:46
Mustafa Bilgiç
Mustafa Bilgiç huseyni2006@hotmail.com Tüm Yazılar

Kasım Süleymani’nin Şehadetine Dair!

Tarih boyunca süregelen asabiyeti ve mezhepçiliği bir kenara bırakarak mazlum ve mağdur halklar için çıkış yolu aramak insanlığımızın bir gereğidir. Emperyalist ABD’nin 10 bin kilometre uzaktan gelip kendi topraklarımızda istediği gibi operasyonlar düzenliyor, istediğini katledip istediğine lojistik destek sağlıyor. “Zillet bizden uzaktır!” diyen Hz. Hüseyin’in takipçileri ise bu durum karşısında sadece birbirlerine karşı kılıç bilemeye, […]

Tarih boyunca süregelen asabiyeti ve mezhepçiliği bir kenara bırakarak mazlum ve mağdur halklar için çıkış yolu aramak insanlığımızın bir gereğidir.

Emperyalist ABD’nin 10 bin kilometre uzaktan gelip kendi topraklarımızda istediği gibi operasyonlar düzenliyor, istediğini katledip istediğine lojistik destek sağlıyor. “Zillet bizden uzaktır!” diyen Hz. Hüseyin’in takipçileri ise bu durum karşısında sadece birbirlerine karşı kılıç bilemeye, kin büyütmeye devam ediyorlar. Vah ki vah!

Türkiye Müslümanları olarak ne kadar da savrulmuşuz! “Nereden nereye, hayaldi gerçek oldu” dedikleri bu olsa gerek! Söz konusu İran olunca Muhafazakâr dindar çevrelerin tam olarak FETÖ’nün istediği kıvama ve konuma geldiklerini acı bir şekilde seyretmekteyiz!

Bu gün İran veya Şia’ya küfretmeyenler İran’cı olarak damgalanma noktasına gelmişlerdir. Muhafazakâr mahallenin baskısı bu noktadadır. Dindarlar faşist olmuşlar da haberimiz yokmuş!

ABD tarafından hunharca katledilen efsane komutan Kasım Süleymani için taziye vermek bile suçlu olmanız, ötekileştirilmeniz için yeterli oluyor!

“Suriye’deki sivilleri katletmiş, PKK’ya destek vermiş, daha nice katliamları gerçekleştirmiş miş…”

Devletlerin siyasi, askeri, ekonomik stratejilerini öne sürerek mezhep düşmanlığı yapmak büyük bir hatadır.

Türkiye Cumhuriyetinin dünkü yöneticileri “mollalar İran’a, Başörtülüler Arabistan’a” diyorlardı hatırlayalım. O dönem Türkiye Müslümanları da “mollalar İran’a, peki Putperestler nereye?” tepkisinde bulunuyorlardı. Şahsen ben uluslararası meselelerde de hala aynı noktada durmayı tercih ediyorum.

Kasım Süleymani’yi değil, 10 bin kilometre öteden gelen putperestleri sorguluyorum. Hele onları bir defedelim topraklarımızdan gerisini kendi aramızda hallederiz inşallah, diyorum.

Kasım Süleymani 15 Temmuz’da Türkiye’nin en zor zamanında lehimize büyük işler yaptığı, stratejik desteklerde bulunduğu bilgileri geliyor, eminim ki bu efsane komutanın yaptığı icraatlar gün yüzüne çıkacak, kitapları yazılacak, filmleri yapılacaktır.

Bu topraklar ne efsaneler yetiştirdi daha da yetiştirecektir inşallah. Biz ise bu efsanelerimizi çarçabuk kolayca harcamamalıyız çünkü emperyalizme karşı ancak hep birlikte daha güçlü olabiliriz.

CIA destekli ajansların verdiği bilgilerle yola çıkarak ortalığı yaylım ateşine tutmamalıyız. Sonra Şam Emevi camisinde biz değil Putin poz verir de öylece bakakalırız!

Sürekli Yunus Emre’den, Mevlana’dan dem vuran muhafazakâr dindar kesim söz konusu İran olunca aniden barut fıçısına dönüyor, şiddete bürünüyor, gözlerde ateş, yüreklerde kin, ağızlarda nefret! Sûfilikten selefiliğe keskin ve ani bir dönüş! Mübarek, ABD’ye bu kadar nefret kusmamıştır ömründe.

“Sabırlı ol derviş” diyesi geliyor insanın. Mevlana’nın meşhur 7 öğüdünden biri olan “Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol” sözünü yeniden hatırlatıyorum.

Mustafa BİLGİÇ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir