Kalitesiz Adamlarla Kaliteli İşler Yapılamaz!-2

04 Eylül 2017 Pazartesi, 15:44

Mesafelerin imdada çağrıldığı bir zamanda yaşamaktayız. İnsanların tahammül sınırları daraldıkça iletişimde ki mesafelerin arası açılmaktadır. Amaçsız ve hesapsız kaçışlar için hiç bir liman emniyetli olmayacaktır. Şairin “..Bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi, Duymuyor…” diyerek ifade ettiği, dert yandığı durum tam olarak bu noktadır.

Bizi yok olmaya götürecek seferlerin sonu gelmiyor, yok olmak için gözlerimizi, düşüncelerimizi kapatarak sefere çıkıyoruz. Tahammülsüzlük hiçbir sorumluluğu kabullenemez. Sorumluluk sahibi olmak görev adamlarına has bir fazilettir. Bir toplum da fazilet sahibi insanların bulunmaması sonucunda felakete giden yollar sonuna kadar açıktır.

Tahammül, bakış açısı geniş ve benlik hırslarından arınmış olan ideal sahibi halk adamlarının ahlakıdır. Bu halk adamları yok oldukça fazilet yerini rezalet ve felakete terk edecektir. Toplumu eğiten, yön veren, bu faziletli insanlar Nuh’un gemisi gibidirler.

Aksaray her yönden fakirliğiyle zirve yapmış bir şehirdir. Bu gerçeği örtmek yerine ifşa etmek bizi derde derman olacak sonuçlara götürecektir.

Özellikle siyasiler için kullanılan “eli çantalı, tepeden inme” nitelemeleri acı bir gerçeği gözler önüne sermektedir. “Halkın içinden” gelen biri yoksa halkın içinden yetişmiş, kalifiye adam çıkmıyorsa siyasiler ne yapmalıydı? Halk acımasızdır, kendi içinden çıkan birine ne tahammülü oluyor nede saygısı oluyor. Halkın oluşturduğu ortamlara bakmalı, bu ortamların kalite seviyesi nedir? Halkın özgün tercihleri, rağbeti ve çekinceleri var mı?

Hesap vermeden hesap sorulmaz. Toplumun faydasına çalışması gereken ocaklar, ortamlar, dergâhlar, dernekler dünyalık hesap peşine düşmüş, dünyevileşmenin dibine batmış, siyasi konjonktüre göre renk ve şekil alıyorlarsa buralardan çıkacak olan insan profilini siz düşünün!

Takiyyede sınır tanımayan, cesaretsiz, iradesiz ortamlardan çıkacak vasıflı adamlar varsa da aforoz edilir, ötekileştirilir, linç kampanyası oluşturularak toplumdan dışlanır.

Sizin toplum adam yetiştiremiyorsa, sizin ortamlar kısır döngüden ibaretse, ezberletilmiş, tepkisel, düşünce ve fikriyattan uzak bir ortamınız söz konusuysa söyleyecek tek sözünüz yoktur. Önce icraat yapacaksınız, hesabınızı bu şekilde vermiş olacaksınız. Sonra hesap sorma hakkınız doğar.

Halkın içinden dediğimiz yöneticilere bir göz atalım. İsim vermeye gerek yok, hali hazırda görevi başında olan, elinde çantası olmayıp, tepeden inme olmayan, “zaten bu kadar boş adamlar o tepelere nasıl çıkacaklarsa …” Vizyon yok, misyon yok, üretim yok, cevher yok yok yok.

Yönelişi gerçekleştiremeyenler yönlendirilmek zorunda kalırlar. Saygı görmek istiyorsanız evvela siz saygın, seçkin ortamlar oluşturmalısınız. Rahatına düşkün, konfordan başka bir ideali olmayan toplumlar yok olmaya mahkûmdurlar. Size bol bol rahat ve konfor bahşedilecektir, karşılığında özgürlüğünüz, iradeleriniz ipotek altına alınmak şartıyla.

Karşıdakini anlamak üzere düşünmek varken hamasi çıkışlar ve linç kampanyası oluşturmak sizin de kalite(sizliği)nizi ortaya koymaktadır. Herkes içinde bulunduğu toplumun “ne kadar seçkin bir toplum” olduğu yönünde ki sarhoşluğundan ayılıp eksiklikleri tespit etmeye başlarsa irade sahibi olmaya adım atmış olur. Sorgulamak, irdelemek insana has bir özelliktir, şeref kazandırır. Şerefli bir yolda adım atanlar için kaybetmek yoktur, fedakârlık vardır. İnsanı insan yapan değerler yolunda fedakârlık yapılmayacaksa hayvanlar âleminden daha aşağı bir sınıfta kalmak kaçınılmaz sondur.

Mustafa Bilgiç

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.