“İstanbul Sözleşmesine Karşı Çıkanların Muhatabı AB’dir”

04 Ağustos 2020 Salı, 22:47

İstanbul Sözleşmesi’nin tehlikeleri hakkında onlarca rapor hazırlayan Aile Akademisi Derneği, süregelen tartışmalara dair 6 maddelik bir açıklama yayımladı.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE İLİŞKİN TARTIŞMALARIN ZEMİNİ KAYMAMALIDIR

Türkiye birkaç yıldır İstanbul Sözleşmesi’ni tartışıyor. Hükümet yetkililerinin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme niyetini açıklamasıyla birlikte bu tartışmalar daha da alevlenmiş, sözleşmeye muhalefet edenler ile sözleşmenin yanında duranlar arasında karşılıklı suçlamalara dönüşmüştür. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilip çekilmemeye karar vereceğimiz hayati öneme haiz bugünlerde, bazı hususları kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz:

1. Özellikle birkaç günden beri yürütülen tartışmaların usul, üslup ve içeriğinden rahatsızlık duyduğumuzu belirtmek istiyoruz.

2. Yürütülen tartışmalarda dikkatin kişi veya kurumlara değil  kavramlara, sözleşmenin arkasındaki felsefeye ve küresel güç ilişkilerine yöneltilmesini önemsediğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin temel felsefesi, materyalist ve kapitalist değerlerde aranmalıdır. Tartışmaların toplumsal cinsiyet ideolojisi bağlamından kopması, enerjinin içeride tüketilmesine neden olacaktır.

3. İstanbul Sözleşmesi Avrupa Konseyi sözleşmesidir. Dolayısıyla sözleşmeye karşı olan herkesin doğal ve asli muhatabı Avrupa Konseyi’dir. Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’ni farklı gerekçelerle savunanların asli muhatap gibi görülmesi, tartışmaların odak noktasını kaydıracak, konunun kavramsal temelinin, kurumsal merkezinin gözlerden uzaklaşmasına neden olacaktır. İstanbul Sözleşmesi tartışmalarının grupsal güç ilişkilerine ve hesaplaşmalara dönüşmesi doğru değildir. Bu durum, İstanbul Sözleşmesi aracılığıyla ülkemizin geleceğini ipotek altına almak isteyenlerin istediği bir sonuçtur.

4. İstanbul Sözleşmesi’ne sınırsız destek veren küresel güçlerin, modern sömürü düzeninin baş aktörleri olması gözlerden kaçırılmamalıdır. Kadına şiddete karşı olduğunu iddia eden kimi yapılanmaların, kadını ve erkeği sömüren sermaye çevreleriyle girdikleri çıkar ilişkileri yeteri kadar konuşulmamaktadır. Son zamanlarda ulusal ve küresel sermayenin doğrudan yaptığı müdahaleler bunun açık bir örneğidir.

5. Sözleşme; seküler, kapitalist ve materyalist değerlere dayanmaktadır. İstanbul Sözleşmesi ahlakı, erdemi, aileyi göz ardı etmekte; bunları, tasarladıkları toplumsal yapının önünde bir engel olarak görmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nin “şiddeti önlediği ya da önleyeceği” iddiası bir saptırmadır. Sözleşmenin omurgasını oluşturan toplumsal cinsiyet eşitliği ideolojisi, en iyi uygulandığı ülkelerde dahi, kadına yönelik şiddeti önleyememiştir. Başka pek çok çalışmada ifade ettiğimiz gibi, İzlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç, Danimarka gibi ülkelerde fiziksel ve cinsel şiddet en yüksek seviyelerdedir.

6. Sözleşmeyi eleştirmek aile yapımızı, ahlaki değerlerimizi ve toplumsal dokumuzu koruma duyarlılığının göstergesidir. Tartışmaların üslubu ve içeriği de bu duyarlılığı taşımalıdır. Ülkemizin geleceği adına hayati önem taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme beyanının iradeye dönüşmesi için çaba sarf etmek uluslararası dayatmaların karşısında durmak anlamına gelmektedir. Sözleşmeyi hazırlayanlar kendi egemenliklerine boyun eğmeyenleri tehdit etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek isteyen Polonya’ya yapılan tehdit ve dayatmalar bunun açık bir örneğidir. Hükümetin alacağı karar, çocuklarımızın nasıl bir ülkede yaşayacağına etki edecektir. 

Siyasi yetkilileri, bürokratları ve bütün halkımızı bu küresel dayatmanın karşısında yer almaya, Türkiye’nin yanında durmaya ve kendi geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir