Son Dakika
30 Mart 2020 Pazartesi
02 Mart 2020 Pazartesi, 13:11
Mustafa Bilgiç
Mustafa Bilgiç huseyni2006@hotmail.com Tüm Yazılar

Giderken!

Yerlerinden yurtlarından oldular. Göç eylediler. Ölmemek için, hayatta kalmak için, aileleri, çocukları için. Aç kaldılar, yollar yürüdüler, çölleri dağları taşları aştılar, büyük sefalet yaşadılar. Yağmurlarda ıslandılar, soğuklarda üşüdüler, hastalandılar, ölümler yaşadılar. Horlandılar, hakir görüldüler, harcandılar! Dövüldüler, sövüldüler, öldürüldüler! En büyük suçları Suriyeli olmaktı, sonra mülteci olmaktı, sonra yersiz yurtsuz savunmasız, parasız kalmaktı! İnsanlığı aradılar! Belki […]

Yerlerinden yurtlarından oldular.

Göç eylediler.

Ölmemek için, hayatta kalmak için, aileleri, çocukları için.

Aç kaldılar, yollar yürüdüler, çölleri dağları taşları aştılar, büyük sefalet yaşadılar.

Yağmurlarda ıslandılar, soğuklarda üşüdüler, hastalandılar, ölümler yaşadılar.

Horlandılar, hakir görüldüler, harcandılar!

Dövüldüler, sövüldüler, öldürüldüler!

En büyük suçları Suriyeli olmaktı, sonra mülteci olmaktı, sonra yersiz yurtsuz savunmasız, parasız kalmaktı!

İnsanlığı aradılar! Belki bir yerlerde karşılaşacaklardı, bir umuttu!

“Umut fakirin ekmeği” idi, onu da çok gördüler!

Yeryüzünde “cehalet-fakirlik ve ihtilaf”ın iktidarda olduğu zamanlar yaşanmaktadır.

İyi ki, Yeryüzü Allah’ın!

Konan göçer.

Kapılara dayanmak da, sınırları aşmak da bir kaderdir.

Gaspçıların, sömürücülerin insafında olan bir yeryüzü anarşisinin hâkimiyetini yaşıyoruz.

Suriyeliler ah Suriyeliler!

Yakmak, yıkmak, talan etmek, çalıp çırpmak için çıkmadınız ülkenizden, suçlusunuz!

Yakıp yıkacak silahınız yok, paranız yok, gücünüz yok, suçlusunuz!

“Coğrafya kaderdir” tek suçunuz da budur aslında. Bizim de sizin gibi büyük suçumuz budur!

Şimdi kayıtlara geçti, “Yunanistan sınır kapısında küçücük çocuklarıyla bekleyen adamın çocuklar üşümesin diye kartonları yakarak ısınmaya çalışması.”

Şimdi kayıtlara geçti, “Canları pahasına basit botlarla buz gibi sulara dalıp kıyıya vardık derken Yunan polisi tarafından botları patlatılan umut yürekli mazlumların perişan halleri.”

Tüm varlıkları sırtında taşıyabildikleri kadar!

En gerçekçi insan halini görüyoruz.

“Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm

Dolaştım mülk-i İslam’ı bütün viraneler gördüm.” diyen Ziya Paşa’nın olduğu yerdeyiz!

Kâşaneleri olanların yürekleri, vicdanları, insanlıkları yok bunu da görüyoruz. Onlara göre “İnsan insanın kurdudur!”

Bize göre ise, “İnsan insanın yurdudur, İnsan insanın imkânıdır, İnsan insanın umududur.”

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir