Fetö’nün Kayıt Dışı Faaliyetleri-2

25 Eylül 2017 Pazartesi, 15:34

Fetö Anadolu insanının düşünce yapısını iyi analiz etmiş ve buna göre argümanlar geliştirmiş, bu işinde de son derece başarılı olmuştur.

Bizim insanımızın zihin konforu çok önemlidir. Din, vatan, mukaddesat denildiği zaman akan sular durur. Söyleyenin kim olduğuna ve ne yaptığına bakmaksızın “doğru budur” denilir ve desteklenir.

Tarih boyunca bu tutumundan dolayı büyük bedeller ödense de bunu değiştirmek mümkün olmamıştır. Dolayısıyla Fetö’yü bitirecek olan bataklığı kurutma hamlesi gerçekleşmeden Fetö’ler bitmeyecektir.

Halkın genel avam kesimi, kapatılan samanyolu televizyonundan izlediği dizilerle Fetö’ye sempati beslemiş, dizilerde verilen (subliminal) bilinçaltı mesajlarını benimsemiş, özümsemiş, kırk yıldır maddi ve manevi yönden kendilerini sömüren sülüğü, yerine göre vampir kesilen acımasız katil elebaşını “Hoca efendi” diyerek yüksek bir mertebeyle şerefyap etmişlerdir.

Bu adam öğrenci okutuyor, öğrencileri barındırıyor diyerek varını yoğunu Fetö’ye gönderen bu millet, öyle bir hale gelmişti ki bırakın Fetö’yü eleştirmeyi en ufak bir olumsuz fikre dahi tahammül edemiyorlardı. Fetö halkın hamisi, abisi, sahibi, her şeyi olmuştu.

Halkı duygusal anlamda profesyonelce kendisine bağlamış, halkın kalbini, aklını, malını ve çocuklarını almış olan Fetö, biraz daha okumuş kesimleri ise farklı imajlarla tavlamayı başarmıştır. Bu artık öyle bir hale geldi ki devletin kademelerinde görev yapan ne kadar müdür, şef, yönetici varsa bir yol ayrımına mecbur bırakıldı, tercih yapmaya zorlandı.

Ekmek parasını kazanmak, ailesinin geçimini sağlayıp çocuklarını okutabilmek için bin bir çileyle okumuş, bir yerlere gelmiş binlerce kamu görevlisine büyük mağduriyetler yaşatıldı, emdikleri süt burunlarından getirildi. Sahipsizdiler, dışarda Fetö tarafından narkozlanmış halk, içerde ahtapot gibi kolu her yere uzanan, her yeri sarmış sarmaşık gibi Fetö’nün kamuda ki haşhaşi kadrosu insanların dünyasını karartıyordu. Kimse derdini anlatamıyordu.

Bizim geleneğimizde sadece hatadan dönen kişiye “dönek” demezler. Peki, idrak olmaksızın hatadan dönmek nasıl olacaktı? Türkçe olimpiyatlarıyla savrulan halkımıza “Fetö’nün İslam’la hiçbir alakası yoktur, ABD’nin koruduğu bir adamdan Müslümanlara bir hayır gelmez” demek, piyasada kendini ifşa etmekten başka bir işe yaramıyordu.

Bu halkın yüzde doksanını aşan kitlenin manipülasyonlarla yönlendiğinin en açık göstergesi, Fetö’yü bir cemaat olarak görüp, tüm cemaatleri hedef tahtasına koymasıdır. Fetö’nün yıllarca baskı altında tuttuğu bir kısım müspet camialar şimdi de Fetö’nün gidişiyle yeni bir baskıyla karşı karşıya kalmışlardır.

15 Temmuz hain kalkışmanın üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen gerçekten samimiyetine inandığımız STK çevrelerinin bir araya gelerek, “ne yapmalı?” sorusu üzerinde düşünmelerini beklerken, Fetö’den boşalan yerleri doldurma hırsıyla, gözlerin ampul gibi parladığına şahit olduk. Sizin bu başıboş, rotasız gemi misali bir o yana bir bu yana savrulan halinizle bırakın Fetö’nün yerini doldurmayı, kendinizi bile kaybedersiniz.

Bu gün Fetö’nün bu halk üzerinde ki en büyük tahribatlarından birisi artık mahallede “Mehmet Akif, Ali Şeriati, Seyyid Kutup, Mevdudi, Aliya Izzetbegoviç” gibi aklı uyandıracak, ufku genişletecek mütefekkirlerin okunmamasıdır. Fetö’nün en büyük başarısı halinden memnun, itaatkâr sürüler oluşturmaktı, bunu çok iyi başarıyordu.

Düşünemeyen yığınların üretebileceği hiçbir şey yoktur.

Fetö ’den boşalan yerleri doldurursunuz fakat 15 yılda bir tane makale yazacak adam çıkaramazsınız. Aksaray’da istisnasız tüm camiaları bir araya toplasanız 15 yılda söz konusu bir tane üretimleri söz konusu değildir. Çok yoğunlar, çok çalışıyorlar, o kadar çok çalışıyorlar ki 15 yıldır adam yetiştirmeye dahi vakit bulamıyorlar!

Fetö’nün önemle üzerinde durduğu konulardan bir tanesi de halka Mevlana pazarlamaktı. Dinler arasında diyalog adı altında, henüz bir liderleri olmayan Müslümanlar adına da kendisini vitrine çıkarıyor, 200 yıldır Müslümanların kanını emen, dünyayı sömüren haçlıları uyumlu, uysal, masum gösterme projesini yürütüyordu. Mevlana ve Yunus Emre’yi kullanarak Müslümanlara “hoşgörülü olun!” derken, diğer taraftan “cennetin yolu İran’dan geçse başka bir yol ararım” diyebilecek kadar hor görüye sapan bir düşünceye sahipti.

Şimdilerde belediyelerin ve bazı muhafazakâr çevrelerin, sosyal ve kültürel faaliyetlerinin sanki Fetö ‘den kalma bir miras olduğuna acı bir şekilde tanıklık etmekteyiz.

Kimi cemaatlerin kendi tebaalarına karşı son derece insafsız ve en küçük muhalefette infazcı tutumları, Fetö örneğinden başka açıklanabilecek bir şey değildir. Düşünmeden itaat eden sürüler oluşturma çabasında olan hangi çevre ve camia olursa olsun varacağı nokta, geleceğin Fetö’sü olma noktasıdır.

“Başkasının kitabını okuma, bu kitabı oku” diyen, “başka yerlere sohbete gitmeyin, sadece burada dinleyin” diyen her zevat küçük bir Fetö örneğidir!

Değerli bir abimizin de dediği gibi, Türkiye’de dünyevi anlamda beklentisi olmayan, halk tabiriyle “gerçek şeriatçılar haricinde neredeyse tüm kesimler Fetö’nün tezgâhından geçmişlerdir.”

Bundan dolayı bu tezgâhın torna tesviye işlemine maruz kalmış o kadar büyük bir kitle mevcuttur ki bunların dünya görüşleri asimile edilmiştir. Bulaşıcı bir virüs gibi yayılan topluma zarardan başka bir şey getirmeyen, ürkek görünüşlü, korkak düşünceli insanları tedavi etme gerekliliğini bir kenara bırakamayız.

Varoluş amacını yeniden hatırlatmakla işe başlayacağımız bu kitleyi, gerçek İslami fabrika ayarlarına çevirmek, yapılacak en büyük cihattır. Diğer taraftan özellikle genç kitle, öğrenci kesimini kapsayacak etkinlikler kapsamında yapılan başarısız yurt deneyimlerini artık bir kenara bırakmanın vakti gelmiştir. Bizim yurtlarda öğrencilere hiçbir şey veremediğimiz gerçeğini ne zaman göreceğiz bilemiyorum.

Öğrenci yurdu açmak yerine çay ocağı açmayı tercih ederseniz, daha verimli olacağınız şüphe götürmez bir gerçektir. İnsanları odalara doldurup, kafalarına vururcasına propagandaya maruz bırakma devri kapanmıştır. Öğrencilerin bilgiye değil, ilgiye ihtiyacı var. Senin göstermediğin ilgiyi sosyal medya ve türevleriyle doldurmaya çalışan gençlik, aracı olarak Fetö’yü kullanmaksızın emperyalizmin direk hedefi oluyor.

Öğrenci yurdu açma projesi bir ezberdir. Sizin vermek istediğiniz mesaj, yetiştirmek istediğiniz öğrenci profili, Fetö’nün yetiştirdiği profilden farklıdır. Fetö taktiklerini kullanarak bir yerlere gelme çabaları boştur. Kurumlara adam yerleştirme hülyasından vazgeçmemiz gerekiyor. Bu ülkenin insanları olarak, bir bütün olduğumuzu kabul ediyorsak, kendimizle çelişecek hayaller peşinde koşmayı bırakalım artık.

Makamına vardığın zaman seni güler yüzle karşılayıp uğurlayan her kamu görevlisi bizimdir. Cami ile camia arasında bir fark görmeyenler, muhtaç olduğumuz düşünce sahibi kadrolardır. “Biz” tanımını evrensel anlamda ele alma cesaretini göstermek Fetö ve ruh ikizlerine vurulabilecek en büyük darbedir.

Mustafa Bilgiç

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.