Ensar Vakfında Ortadoğu Konuşuldu

26 Ekim 2017 Perşembe, 10:38

Ensar Vakfı Aksaray Şubesi Tarafından gerçekleştirilen “Kerbeladan bu güne Ortadoğu” konulu aylık sohbet buluşmaları ASÜ İslami İlimler Dekanı Prof. Dr. Bahauddin Varol’un sunumuyla gerçekleştirildi.

Ensar Vakfı Aksaray Şubesi Konferans Salonunda gerçekleşen aylık buluşmada Aksaray Ensar Vakfı Başkanı Yusuf Kaya açılış konuşması yaptı. Yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğanın “15 yıldır iktidardayız fakat kültürel anlamda iktidar olamadık” sözlerine vurgu yaparak sorumluluklarını hatırlattı.

Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Dekanı Prof. Dr. Bahauddin Varol’un yaptığı konuşmada bazı satır başları şu şekilde;

 

Tarih örnek almak, ibret almak, geleceği inşa etmek için olmazsa olmazdır.  Tarih konuşulmalıdır.

Üç türlü tarih vardır, Rivayetçi tarih, öğretici tarih, araştırıcı/eleştirici tarih.

Tarihin üzerini tarihteki olayların üzerini kapatmamalıyız, siz kapattığınız zaman birileri bunun üzerini açıyor ve toplum tarafından hayret derecesinde tekrar tekrar gündeme gelerek bir boşluk oluşmasına sebep oluyor.

Araştırıcı tarih yaklaşımıyla bilgilerin üstü örtülmeden açık açık konuşulması gerekir.

Bu gün Ortadoğu kan ağlıyor, inşallah bir gün bu üzücü durum son bulacaktır. Bunun için de sadece kavli dua ile değil fiili dualarla çabalarla çalışmalarla bir şeyler yapılması gerekiyor. Bu gün Cumhurbaşkanı şu kadar yıldır iktidardayız fakat kültürel anlamda iktidar değiliz. Diyorsa İslam ümmetinin bir problemi var, bu problem nerede kaynaklanıyor?

Kerbela’dan bu günümüze Ortadoğu başlığıyla konuşmamızı yapacağız, her muharrem ayında Kerbela’dan bahsedilmesi olayların tekrar tekrar anlatılmasından ziyade tarihte ki başka Kerbelalar da var görmemiz gerekiyor. Bu gün bütün bir Ortadoğu Kerbela ’ya dönmüştür.

Bu gün sorulması gereken, hatırlanması gereken olaylardan bazıları da, neden gündeme Hz. Hasanın vefatı, Hz. Alinin şehadeti neden gündeme gelmiyor.

Mezopotamya her dönemde canlı, hareketli, karışık bir alan olmuştur. İslam öncesinde de islam sonrasında da bu bölge sürekli karışık olmuştur. Bölge de değişik imparatorluklar hâkimiyet kurmuşlardır. Daha sonra İslam’ın yayılmasıyla, yükselişiyle Müslümanların hâkimiyetine girmiştir.

Mezopotamya bölgesi Asya, Avrupa, Afrika penceresinden baktığınız zaman hatta bir takım kuzey coğrafya bugünkü Rusya, Azerbaycan hatta Ermenia ki tarihi ifadesiyle söyleyecek olursak, Ermenia bölgesinden Anadolu içlerinden ki o günkü Rum bölgesinden Afrika’dan hepsinin adeta birleştiği bir noktadadır.

Suriye ve Irak noktası dolayısıyla burası tarihin her döneminde canlı hareketli etkileşimli ama karışık diyebileceğimiz çatışmanın olduğu bir coğrafyadır.

Hazreti peygamber (as) öncesinde bugünkü İran coğrafyasında Sasaniler vardı, Anadolu coğrafyasında Bizans ve Suriye bölgesi de kimi zaman Bizans’ın kimi zaman Sasanilerin hâkimiyet alanı bulmaya çalıştıkları bir savaş alanıdır.

Bölge Müslümanların hâkimiyetinde olduğu sürece yine karışıklıklar bitmemiş, Hz. Ali Şehid edilmiş, hariciler adında çıkan siyasi hareket sonradan akaidi bir görüş akımına dönüşmüştür.

Muaviye güç kullanarak iktidarı ele geçiriyor, daha sonra oğlu Yezid iktidarı devralıyor. Hz. Hüseyin tavrı ve muhalefeti sonucunda Yezide bağlı askerler tarafından Şehid ediliyor. İslam tarihinde bu bir depremdir, siyasi deprem, sosyal depremdir.

Bu hazin olayla birlikte İslam ümmeti Şia ve Ehlisünnet olarak ikiye ayrılıyor. İşte o günden bu güne o bölgede hiçbir zaman sular durulmuyor, isyanların, başkaldırıların sonu gelmiyor.

Bu gün Müslümanlar olarak geçmişte yaşanan bu acı hadiselerden ders almalıyız, ibret almalıyız. Bu zaman eleştiri zamanı değil, birlik zamanıdır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.