30 Haziran 2020 Salı, 19:07
Faruk Er
Faruk Er faruker@gmail.com Tüm Yazılar

Dürüstlüğün Bedeli Ağır Olur!

Dosdoğru olmak, bazen servetinizin elinizden alınmasına, makam ve mevkiinizin elinizden çıkmasına, yurdunuzdan çıkarılmanıza, yalnız kalmanıza veya canınızdan olmanıza neden olabilir. Bu da yetmiyormuş gibi ağır ithamlara maruz kalarak kötü iftiraların hedefi olabilirsiniz. Dürüst olmak, o kadar zordur ki, dürüst olanlar bile kendi hallerinden şekva ederler: “Acaba ben bu ezayı, cefayı hak edecek ne yaptım? Dostlarıma […]

Dosdoğru olmak, bazen servetinizin elinizden alınmasına, makam ve mevkiinizin elinizden çıkmasına, yurdunuzdan çıkarılmanıza, yalnız kalmanıza veya canınızdan olmanıza neden olabilir. Bu da yetmiyormuş gibi ağır ithamlara maruz kalarak kötü iftiraların hedefi olabilirsiniz.

Dürüst olmak, o kadar zordur ki, dürüst olanlar bile kendi hallerinden şekva ederler: “Acaba ben bu ezayı, cefayı hak edecek ne yaptım? Dostlarıma karşı çok merhametkarane, saygı, hürmet ve nezaket kuralları dâhilinde üzerime düşeni yaptım. Buna rağmen neden dostlarımın bu kadar pervasız, nahoş, çirkin dedikodularına maruz kalıyorum ve ayağım kaydırılmaya çalışılıyor? Ne olacak insanlığın hali…”

Kimi insanlara karşı her türlü sorumluluklarınızı yerine getirirsiniz; kardeş bilirsiniz, kucağınızı onlara açarsınız, sevgi ve saygıda o kadar ileri gidersiniz ki dostlarınız için her türlü fedakarlığı yapmaya amadesinizdir. Ardınızdan bu dost bildiğiniz insanlar, küçük çıkarlar uğruna sağda, solda sizin gıybetinizi yapıyor ve sizi alaşağı etmek için çok acımasız, gaddar bir kişiliğe bürünüyorlar.

Bu gibi insanları nasıl tarif edersin derseniz, bu insanların İslam’dan, insanlıktan nasiplerini almamış, gözleri olan fakat görmeyen, kulakları olan fakat işitmeyen, dilleri olan fakat gerçeği konuşmayan insanlar olarak tanımlarım. Bu insanlar, kendilerini üstün çıkarmak için her türlü desiseyi mubah görürler, ölçü tanımazlar, kural bilmezler. Sadece kendilerini düşünürler ve bütün insanları küçük menfaatlerine kurban ederler. Bu güzelim dünya, bu gibi insanların yüzünden cehenneme dönüşüyor. Tatlılıklar acıya, güzellikler musibete, hakikatler haksızlığa, aydınlıklar karanlığa, umutlar karamsarlığa dönüşüyor.

Demek ki ilişkilerde İslami ölçüler esas alınmadığı için insanlar birbirlerine karşı acımasız ve menfaatperest olabiliyorlar. O zaman deriz ki; çocuğunuzla, ailenizle, akrabalarınızla, dostlarınızla ve tüm insanlarla olan münasebetiniz İslami ölçüler dahilinde olsun ki, yarın pişmanlık duyacak bir durum ile karşılaşmayasınız, yoksa bu sıkıntılar devam eder.

Sadi Şirazi der ki: “İnsanlarla münasebetin, ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın,  çok yaklaşma yanarsın.” Üstad Şirazi’nin sözünü kulağımıza küpe yaparsak belki İnsanların gazabından korunuruz. Eğer bu sözü kâle almazsak sürekli olarak insanlardan eziyet ve cefa görürüz.

Allah, bizleri Muhacir yapsın ki, Ensar ile kardeş olalım. Muhacir olamıyorsak, Allah bizleri Ensar yapsın ki, Muhacir ile kardeş olalım.

Allah’a emanet olun.

Faruk ER

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir