Diriliş Bir Eylemdir

16 Kasım 2017 Perşembe, 17:51

Kapitalist ve konformist zamanlarda yaşıyoruz. İnsani olan tüm hasletlerden koşarak kaçarken gayri insani olan söylemleri, eylemleri olağan halde tekrar eder duruma geldik. Düşünceyi terk ettiğimiz günden bu yana konfor bataklığından kurtulmayı başaramadık.

Fiziki konfor bedeni tembelleştirirken zihinsel konforla düşünceyi bitmeyen uykularla öldürdük. Son zamanlarda popüler hale gelen “diriliş” kelimesi aslında bize el’an lazım olan, muhtaç olduğumuz bir kelimedir. Fakat aynı zamanda konfor çağındayız, konfor çağında olmak her şeyi hızlı bir şekilde tüketmeyi ve yok etmeyi gerektiriyor.

Sadece eşyayı değil kelime ve kavramları da tüketme yarışına girmiş bulunuyoruz. “Diriliş diye diye insanlar nasıl uyutulur?” bunu hep beraber görmekteyiz.

Hakikate giden yolda engel olan her ne varsa, oyalayıcı, hedef saptırıcı tüm unsurlar insanın mahvına sebep olmaktadır. Mahvımıza sebebiyet verecek ne varsa topluca rağbet ediyoruz, zihinsel intiharlar yaşıyoruz. Akıl olmadan, bilgi olmadan, düşünce olmadan yürekleri şişirip bundan bir şey çıkacak beklentisine kapılıyoruz.

İçi kof beklentiler hiçbir sonuç getirmeyecek bizi bir yerlere taşımayacaktır. Beklentiler modernize edilerek muhafaza ediliyor. Daha düne kadar mehdi bekleyen kesimlerin ezici çoğunluğu artık piyasalara kilitlenmiş, tahviller, endeksler ve kur sonuçlarından beklentiye girmişlerdir. Dün minder üstünde iki büklüm elinde 99 ‘luk tespihiyle mehdi bekleyen çevrelerin büyük çoğunluğu bu gün ağır tonajlı masalarında kurulmuş karşıda ki ekranda döviz piyasalarıyla güne başlıyorlar.

Bu beklentiler hiç birimizi özne yapmıyor, bir edilgenlik durumundan başka bir edilgenliğe savruluyoruz. Bilgi, düşünce, eylem merhaleleri olmadığı sürece biz her gün yok olurken bu kısır döngü var olmaya devam edecektir. Kimi resmi/sivil kurumların uyuşturucu ile mücadele kampanyaları başlattıklarını görüyoruz, biz Müslümanlar olarak asıl uyuşturulanın beyinler olduğunu hiçbir zaman düşünmek istemiyoruz.

Cesetleri koruyup kurtarmak adına verilen çabanın yüzde birini zihinlerimiz için vermiyoruz. Havaların soğumasıyla yaygınlaşan bulaşıcı hastalıkları atlatmak için acil servis hizmetine koşuyoruz fakat ömür boyu yatalak kalmış olan zihinlerimizi bir türlü tedavi etmeye yanaşmıyoruz.

Sonu gelmeyen konforları elde etmek adına, koşa koşa kapitalizme gönüllü kölelik yapıyoruz. Bize gösterilen konfora ulaşabilmek adına daha çok çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Daha çok çalışmak demek, zamanın tamamını dünyaya feda etmek anlamına geliyor. Dünyevileşmek bütün hayatı bu dünyadan ibaret görmek demektir.

Hayatımızda neredeyse reklamsız bir alan kalmamış gibi. Kazara düşünecek kadar boş vakit bulsak bu sefer sosyal medya marifetiyle kendimizi reklam etmeye başlıyoruz. Reklam, riya çağlarına tanıklık etmek isterdik fakat her birimiz bu çağın sanıkları arasında yerimizi almış durumdayız.

Diriliş, kendine zaman ayırmakla başlar. Kendimize zaman ayırmak denilince hemen akla gelen eğlence ve tatildir maalesef bu durum zamanı öldürmekten başka bir şey değildir.

Bizi biz yapacak olan değerlere yönelerek kendimizi tanıma eylemi. İnsanın varoluş gayesini hatırlatacak tüm veriler, materyaller, ortamlar ve gerçeğin peşinde olan mütefekkirlere olan yönelişi kastediyoruz.

Diriliş bir takım hamasetler zinciriyle değil, putları, tabuları fark edip bunların tam karşısında konumlanmakla gerçekleşecek, ucuz ve lüzumsuz olmayan yüce bir eylemdir. Eylem adamı olmak, diri bir bilince sahip olmayı gerektirirken direnişi sahiplenmiş bir geleneğe de ait olmayı gerektirmektedir.

Mustafa Bilgiç

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.