24 Mart 2020 Salı, 13:25
Mustafa Bilgiç
Mustafa Bilgiç huseyni2006@hotmail.com Tüm Yazılar

Bir Devrim Çağrısıydı!

Pazarlıksız olarak yola çıkanların marşıydı. Yüreklerinde tek sevgi, hedeflerinde tek ideal, yaşamlarında tek yol olanların bestesiydi. Yürekleri büyük, aşk ve heyecanları daha büyük olan, tan yerinin ilk ışıklarını umutla karşılayanların coşkunluğunu temsil ediyordu bu marş! Marş deyip geçmeyin sakın, her marşın ardında ödenmiş bedeller, büyük fedakârlıklar ve büyük adanmışlıklar vardır. Bu marş öyle çokça dirsek […]

Pazarlıksız olarak yola çıkanların marşıydı.

Yüreklerinde tek sevgi, hedeflerinde tek ideal, yaşamlarında tek yol olanların bestesiydi.

Yürekleri büyük, aşk ve heyecanları daha büyük olan, tan yerinin ilk ışıklarını umutla karşılayanların coşkunluğunu temsil ediyordu bu marş!

Marş deyip geçmeyin sakın, her marşın ardında ödenmiş bedeller, büyük fedakârlıklar ve büyük adanmışlıklar vardır. Bu marş öyle çokça dirsek çürütmüş, mürekkep yalamış olanlardan ziyade sadece yalın ayaklıların marşıydı, onları temsil ediyor, onların direniş öyküsünü anlatıyordu.

Bu marşın özelliği güçlü müzik enstrümantalleriyle, şaşalı korolarla söylenmemesi ve lüks törenlerde söylenmemesiydi. Sadece yürekten gelen bir sevda ile söylenip yüreğinde tek yoldan başka bir sevdası olmayanları derinden etkiliyordu.

İnananları sokağa, eyleme davet ediyordu. Çünkü bu bir özgürlük ve devrim çağrısıydı.

“Havalanmış olan yumruk, kıyam, cihat, şehadet” gibi İslami kavramlarla yüreklerinde iman nurunu barındıran fertler için duygu yüklü samimi bir davetti.

Çetelerin, mafyaların, derin güçlerin ve karanlık odakların hüküm sürdüğü kapkaranlık günlerde yankılanıyordu bu cesur ve adanmış haykırışlar! İmkânlar kıt, baskı ve dayatmalar had safhada, büyük bedellerin ödendiği bir zamanda var olan tek şey samimiyet! Samimi bir iman! Salihler ve sadıklardan müteşekkil az sayıdaki inanmış bir kadro.

“Kara kara çarşaflar

Havalanmış Yumruklar

Allah-u Ekber! Derler

Kıyam etmiş Bacılar”

Meğer samimiyet her şey imiş, samimiyetin, heyecanın yokluğunda diğer tüm imkânlar boş imiş.

Biz bu marşlarla büyüdük” demek büyük bir iddiadır. Biz bu marşlarla büyümedik fakat bu marşları dinledik. Hoşumuza gidiyordu, ideallerimizi ve heyecanımızı besliyordu.

Şimdi yok artık marşlarımız, kavramlarımız, aşklarımız, hedeflerimiz, eylemlerimiz ve davetimiz. Bunca varlık, bunca nimet samimiyetin içinde gizlenmiş meğerse. Varlığıyla her şey tamam, yokluğunda her şey eksik oluyormuş, bunu acı tecrübeyle yaşamaktayız şimdi.

Şimdi bırakın bacıları, erlerimizin dahi yumruk sıkacak sebepleri yok gibi.

Dünyayı kurtarmaktan vazgeçtiğimiz günden beri buhar olup uçuyor tüm sebepler birer birer!

Önce “dünyayı kurtarmaktan vazgeç!” dediler ve bu telkin çok akıllıca geldi bize. Sonra “devleti kurtarmaktan vazgeç!” dediler, bununda mantıklı gerekçelerini bularak vazgeçtik ideallerimizden! Şimdi, “önce kendin, önce kendini kurtaracaksın!” dediler ve ömür boyu tamamlanamayacak olan bir uğraşa kapılmış gibiyiz. Kendimizi kurtarmak için vazgeçtik tüm ideallerden, hedeflerden, ufuklardan ve kavgalardan! Şimdi kendimizle baş başa dört duvarın faturaları ve hiç bitmeyecek olan nice ihtiyaçlarını karşılamak üzere çok yoğun bir mücadele içerisindeyiz!

Mustafa BİLGİÇ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir