Bağırmak Konuşmaya Dâhil Değildir

04 Ocak 2018 Perşembe, 21:17

Ses titreşimdir, söz ise birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliğidir. Büyükler buyurmuş, “konuşmak ihtiyaç, dinlemek sanattır.”

Başka büyükler de Söylemeniz gerekirken söylemediklerinizden de sorumlu tutulacaksınız, tıpkı susmanız gerektiği halde konuştuğunuz takdirde ödediğiniz bedel gibi. Konuşulması gereken yerde susmak, susmayı gerektiren ortamlarda da konuşmak ziyandır.

Her iki durumda da bir bedel vardır. Konuşması gereken kişiler susar ve sözü dinlemesi gereken kişiler konuşmaya başlarlarsa işte o zaman başka bir felaket vardır ki, buna ayakların baş, başların ayak olması misali verilir. Ayakların baş olmaya cüret etmelerine sessiz kalırsanız sizin baş olma iddianız kuru bir laf olarak kalacaktır.

Ayak başı yukarda tutmak için vardır. Ayağın aklı yoktur, fikri yoktur, kalbi yoktur, duygusu yoktur, düşüncesi yoktur, aslında bunlara ihtiyacı da yoktur çünkü o sadece bir ayaktır. Ayak, başı yukarda tutmak, başın direktifleri doğrultusunda hareket etmekle ayak olmaya nail olur.

Baş ise (buna ayaklarda dâhildir) her şey ve herkes adına düşünür karar verir, yön verir, yol gösterir.

Şimdi ne ayaklar gördük kendini baş zanneden ve ne başlar görüyoruz ayaklar önünde zelil kalan. Zelil kalmak ayakaltına layık görülmektir. Yani ayak bile değildir. Baş ancak ayağa yön verirse baş olabilir.

Söz düşüncenin dile gelmiş halidir. Veya düşüncenin dünyevileşmiş, çevrilmiş, evirilmiş halidir. Düşünce olmaksızın sarf edilmiş sözler sesten ibarettir. Anlam ifade etmeyen sesler üzerinde düşünce gerçekleştirilemez.

Düşünce azaldıkça titreşim fazlalaşır, ses yükselir. Ses yükseldikçe düşünce alçalır, zayıflar ve yok olur. Sesi çok çıkanların düşüncesi zayıflar. Tarih, “düşüncenin bittiği yerde meydan sesi çok çıkanındır” örneğiyle doludur, “kimin sesi yüksek çıkarsa söz onundur” anlayışı kuvvetin üstün görüldüğü ve hak olarak kabul görülen kesimlere aittir.

Söz ağızdan çıkar fakat ağıza ait değildir, şahsın kendisine aittir. İyi söz iyiliğe, kötü söz kişinin kendisine aittir. Kötü kişiler kötü işleri yapmakta mahirdirler. Fıtratları bozulmuştur, kötü, kaba sözler onlarla bütünleşmiştir. Kütüğü anımsatan görünümlerinde bir iyilik sadır olmaz. Şer saçarlar, sözleri tehditle başlar tehditle biter. Her fırsatta büyüklük taslarlar, büyük olduklarını kabul ettirmek için zamanı katlederler. Her durumda ve halde küçülürler, küçüklüğün ilk alameti büyüklük iddiasında bulunmaktır.

Büyük söz sarf etmek marifet değil felakettir. Küçüklüğünü kabullenmeyip büyük söz sarf edenlerin durumu ise rezalettir. Bu cenahta olanların her hal ve durumları hüsrandır.

Zor kullanmak, güç kullanmak, kaba kuvvete ve zorbalığa başvurmak sözden anlamayanlar içindir. Söz varken zoru tercih etmek akıllıca bir iş değildir. Düşünceyi ortadan kaldırmak insanlığı ortadan kaldırmaktır. İnsanlığı ortadan kaldırmak için öncelikle insanlıktan firar eylemek gerekir. İnsanlığa hizmet etmek, insanlık dışı davranışlarla mümkün değildir. İnsanlık kal ile değil hal ile olur. Sözün etkisi dilde değil hal’dedir.

Mustafa Bilgiç

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.