Aksaray’da Devam Eden Kadim Bir Gelenek Yoktur

07 Kasım 2017 Salı, 12:44

Bizimaksaray.com olarak Araştırmacı ve Tarihçi Yazar Mustafa Fırat Gül ile bir röportaj gerçekleştirdik. Yapılan röportajda ilginç bilgiler veren Mustafa Fırat Gül, Aksaray’da devam eden bir geleneğin olmadığını söyledi.

Bizimaksaray.com’ un, Araştırmacı ve Tarihçi Yazar Mustafa Fırat Gül ile gerçekleştirdiği röportajı siz okuyucularımıza sunuyoruz.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Mustafa Fırat Gül, 1979 yılında Aksaray/Gülağaç ilçesinde doğdum.

1997’de İşletme Fakültesini kazandım. Fakat gitmedim. O zaman işyerimiz vardı. İlgilenmem gereken asıl burası diye düşünerek üniversiteye gitmedim. Bir iki sene sonra da askerlik yaşım geldiği için askere gittim. Daha sonra yani uzun dönem askerlikten sonra tekrar okumaya karar verdim. Bizim oralarda askerlikten sonra okuyan hiç yoktu. Liseden 4-5 yıl sonra yeniden sınava girdim. Selçuk Üniversitesi, Tarih bölümünü kazandım.

Hiç unutmam, 1. Sınıftayız. Mustafa Arıkan adında Yardımcı Doçent bir hocamız vardı. “İnsan her zaman dövemez, dayak da yer” sözüyle zihnimde bir ışık yaktı ve “Türk tarihinde de sadece zaferler yok mağlubiyetler de var. Bunlardan biri Sarıkamış faciasıdır” dedi.

Sanki bana söylüyormuş gibi, Sarıkamış faciasını ya da zaferini araştırmaya başladım. Üçüncü sınıfta Sarıkamış’ı anlatan iki perdelik bir piyes çalışmamız oldu.

Birinci sene Sarıkamış araştırmalarına başladım. Beraberinde Aksaray tarihini de araştırmaya başlamıştım.

Okulun dördüncü senesinde ilk kitabım “Necip Fazıl ve Tiyatro”yu hazırladım. Bu kitap, benim lisans tezimdi ve onu kitap haline getirdik. Daha sonra Aksaray Belediye Kültür Müdürlüğünde asgari ücretle işe başladım. Öğretmenlikten daha çok araştırmacılık yapmak istediğim için öğretmenlik yapmak istemedim.

Daha sonra Aksaray tarihiyle ilgili Osmanlıca metin çevirileri yapmaya başladım. Bu süre zarfında epeyce arşiv yaptım. 2007’de evlendim, üç çocuk babasıyım. Şu anda belediyenin kültür hizmetlerine bağlı olarak tarih araştırmacısı olarak çalışıyorum. Asli görevim, Azmi Milli Bilim ve Sanayi müzesinin arşiv sorumluluğudur. Bir yıldan fazla bir süredir Zinciriye Medresesi’nde kitap ve araştırma çalışmalarıma devam ediyorum.

Mustafa Bey, Üniversite üçüncü sınıfta piyes, dördüncü sınıfta ise ilk kitabınızı yayına hazır hale getirdiniz. Bir üniversite öğrencisi için, bugüne kıyasla gerçekten bir başarı olarak kaydedilir.

Piyes çalışmamız, Sarıkamış konusunda ilktir. Sarıkamış “Kardelen çiçekleri” yaptığımız piyes çalışmasından önce herhangi bir örnek yoktur, yapılmamıştır. Bu çalışmamızı noterden tasdik ettirmek istedim fakat bir öğrenci için yüksek sayılabilecek bir fiyat çıkınca tasdik ettiremedim.

Okuldan kalan zamanlarımda boya işinde çalışıyordum. İnşaatlarda çalışarak okul giderlerimi karşılamaya çalıştım.

Bugünün öğrenci örnekleriyle karşılaştırdığımız zaman gerçekten örnek alınacak bir gayretin söz konusu olduğunu görmekteyiz. Çünkü bugün onca imkân ve her türlü desteğe rağmen öğrencilerimizin üretim seviyelerinin oldukça düşük olduğu görülmektedir.

Estağfurullah, ben tam tersini düşünüyorum. Daha fazla işler çıkarabilirdim. İnsan çok rahat olunca atalet olur. Fazla rahatlık da iyi değildir.

Sizi Aksaray tarihi ile alakalı araştırma yapmaya iten sebepler nelerdir?

Aksaray, Anadolu’nun ortasında yolların kesiştiği bir yerde olmasına rağmen herhangi bir çalışmanın olmaması dikkatimi çekmişti. Mesela Konya ile ilgili, Konya’yı anlatan belki yüzlerce eser vardır.

Aksaray ile ilgili onlarca kitap yeni yeni çıkıyor. Bu işin maddi geliri veya şöhreti yoktur. Sadece yarına bırakabileceğiniz, insanların istifadesine sunabileceğiniz bir eser bırakmış oluyorsunuz.

İnsanların hasedi, engel çıkarmaları o kadar yıldırıyor ki insan pes etme noktasına geliyor, ama son anda yeni bir azimle yeniden işe koyuluyorsunuz. Çünkü birçok mütefekkirin, münevverin yaptıkları çalışmalar süresince ne gibi badireleri atlattıklarını biliyoruz. Onların yaşadıklarına nazaran kendimizi kıyaslayınca yaşadıklarımızın hiç olduğunu görüyorum. Onun için de bir şekilde çalışmaları yürütmeye devam ediyorum.

Aksaray tarihiyle alakalı bilimsel çalışma yapanlar oldu mu, faydalandınız mı?

Oldu, geçtiğimiz günlerde Aksaray Sempozyumu’nun birincisi düzenlendi. Başka şehirlerde bu tür organizasyonların belki de on dördüncüsü, on beşincisi yapılıyor ama bizde daha yeni başladı.

Yapılmamış bir şeyi yapmak zor bir iş. Aksaray’da bu noktada çok büyük eksiklikler var. Ben bu işe başlarken Aksaray tarihi ile alakalı kitap yok denecek kadar azdı. Belli konularla alakalı hala hiçbir eser yok, ne zaman olacak bunu da bilmiyoruz.

1974’te İbrahim Hakkı Konyalı’nın çıkardığı üç ciltlik Aksaray tarihi var malumunuz; “Abideler ve Kitabeleriyle Aksaray Tarihi” ondan sonraki dönemlere bakıldığında sadece birkaç tane bilimsel çalışma var. Bunlar toplamda 10 âdeti bulmuyor.

Karamanoğulları döneminde Aksaray çok önemli bir konumda olmasına rağmen, o dönemi anlatan herhangi bir eser bulunmuyor.

Osmanlı döneminde aynı şekilde 17-18-19. Yüzyıllara ait Aksaray’ı anlatan eserler yok. Cumhuriyet tarihi döneminde Aksaray’la alakalı sadece 1 adet kitap var.

Cumhuriyet dönemiyle alakalı sadece bir tane kitap var. Osman tekeli tarafından yazılmış. Edebiyat ve sanatla ilgili kitaplar çıktı fakat tarihle ilgili yok, çok az.

Mustafa Bey, yerelde Aksaray tarihiyle alakalı çalışma yapanlar var mı?

Aksaraylı olup Aksaray’la alakalı çalışma yapan akademisyen maalesef çok az. Yukarda bahsettiğimiz çalışmaları yapan kişilerin çoğu farklı şehirlerden araştırmacılardır. Akademisyenlerdir. Aksaraylı olup Aksaray’la ilgilenen maalesef çok az.

2006 da ilk kitabımız Necip Fazıl ve Tiyatrodur.

Aksaray’ın ilk valisi Abdullah Sabri Bey, cumhuriyetin daha kurulmadan önce büyük millet meclisi açıldığında Kuvayı Milliye ile hareket etmiş kişidir. Onun tuttuğu notlar vardı. Onları birçok kişi araştırmış, peşine düşmüştü. Bulmak bize nasip oldu. Yine Aksaray’ın şer’iye sicili yoktu, birçok şehrin onlarca şer’iyye sicili var mahkeme kayıtları, biz bunları günümüz Türkçesine çevirerek yayınladık.

Aksaray’ı anlatan resimler vardı, bunları da bir araya toplayarak bir eser haline getirdim.

2011 yılında “Aksaray’ın şehit ve gazileri” adında bir eser çıkardım.

Aksaray’ın ilk valisi Abdullah Sabri Bey’in Osmanlıcadan birkaç eserini neşrettim. Bunlar İz yayıncılık ve Bursa Büyükşehir Belediyesi yayınlarından çıktı.

Azmi Milli Türk Anonim Şirketi, cumhuriyet Türkiye’sinin en eski un fabrikalarından birisidir. Önümüzdeki günlerde müze olarak hizmet verecek. Bu benim yüksek lisans tezimdi, bununla ilgili bir kitabım yayınlandı.

Aksaray Üniversitesi tarafından “Bir Zamanlar Aksaray’da Ticaret” kitabım yayınlandı. Bu kitapta Aksaray’ın ticaret tarihiyle alakalı ilginç bilgiler var. Mesela 1800’lü yıllarda İtalya’ya kadar ihraç edilen tıpta kullanılan Aksaray sülüğü ihraç edilmiştir.

Şu anda Aksaray Ulu Camii ile alakalı bir kitabımız çıkmak üzere. Üç arkadaşla üç yılı aşkın bir süredir devam ettirdiğimiz çalışmayı, başbakanlıkta Osmanlı arşivlerini araştırarak belge ve bilgilerle hazırladık.

Balıkesir’le ilgili devam ettiğim bir çalışma var. Aksaray’la sınırlı kalmamak adına bu çalışmaya başladım. Balıkesir vilayeti, coğrafyası ile alakalı eserin çalışmalarına devam ediyorum.

Kocaeli ile alakalı iki kitabım var. Kocaeli’nin iki ayrı noter defterini Osmanlıcadan günümüz Türkçesine çevirisini yaptım, şu an son hazırlık aşamasındalar.

Sadece Aksaray’la sınırlı kalmamayı düşünüyorum. İlerleyen zamanda daha genel konularda çalışmalar yapmayı düşünüyorum. Osmanlıdan günümüze kadar, özellikle Osmanlının son dönemlerine ait gün yüzüne çıkmamış birçok bilgi ve belge var, bunlarla alakalı çalışmalar yapmayı düşünüyorum.

Aksaray’da gelenek var mıdır?

Aksaray’a mahsus bir gelenek, uzun zamandan beri devam eden bir gelenek yoktur. Kadim bir gelenek söz konusu değildir.

Mustafa Bey bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Ben teşekkür ederim.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.